BU NEDİR BU? Feza Tiryaki

BU NEDİR BU?

Feza TiryakiHaberler
11 Kasım 2013

Şimdi biraz öğretmencilik oynamaya var mısınız?

Öğretmen olanlar, eğitim bilimi (pedagoji) okuyanlar bilirler. Dersin işlenişi, ders işlenirken güdülen yöntem, dersin anlaşılması açısından çok çok önemlidir.

Öğretmen, işleyeceği konu kafasında, sınıfa girer. Çocukları öğreteceği konuya katmak, ilgilerini çekmek için hemen bir soru sorar onlara. Dersle ilgisiz, çocukların günlük yaşamıyla ilgili bir soru. Çocuklar parmak kaldırır, içtenlikle soruları yanıtlarlar. İnsanın kendi özelinden söz etmesi, kendinden bir şeyler anlatması hoştur, gurur vericidir. Kişi önemsendiğine sevinir, konuya isteyerek sevinerek katılır…

Şimdi öyle yapalım. Söyleyin bakalım:

Herkesin ölmüşü vardır ailesinde. Büyük büyük dedeler, nineler… Büyükbaba (dede), büyükanne (nine, anneanne, babaanne), anne baba, uzak yakın akraba… Allah gecinden versin, yakınlarımız, bizden büyükler günü gelince gidecekler… Allah göstermesin, vakitsiz, sırasız ölümler de var. Oğul, kız, kardeş, bacı…

Yitirdiğiniz en sevdiğiniz bir yakınınızı aklınıza getiriniz. Tamamsa, işte sorumuz:

“O yakınınızın ölüm yatağında resmini çektirdiniz miydi? Ölmüş kişinin, ölenin çekilen bir resim olmaz ya hadi oldu diyelim. Birileri, şeytan yürekliler gizlice evinize, hastane odanıza girdiler ölen yakınınızı resmettiler.

Sonra bu resmi size verdiler. Resmi tabettirdiniz, büyüttünüz, çerçevelettiniz. Astınız duvara veya albümünüze koydunuz. Gelip bakıyorsunuz, gidip bakıyorsunuz… Ölüm yıldönümlerinde özellikle aklınıza geldikçe seyrediyorsunuz nasıl da ölmüş yatıyor sevdiğiniz, yakınınız, büyüğünüz, çocuğunuz, ananız, babanız…

Yatakta sırtüstü. Kalıp gibi yatıyor. Yüzü ifadesiz. Gözler kapalı. Bir tepe gibi bedeni uzanmış, üstü örtülü.

Bu resme gel ağla git ağla örneği gelip bakıyorsunuz, gidip bakıyorsunuz…

Olur mu, olabilir mi böyle şey?

Söyleyin çocuklar, böyle bir örnek duydunuz mu? Gördünüz mü?

Ölmüşünün resmini çekip bu resme bakan var mıdır bu koca dünyada?

Hangi devlet adamının böyle resmi çekildi? Hangi büyük adamı öldükten sonraki resmiyle kitaplarda, gazetelerde, televizyonlarda gördünüz?

Mahallenizde oldu mu böyle bir olay?

Köyünüzde, kentinizde? Ülkenizde bir örneği var mı? O kadar başbakan, cumhurbaşkanı gördü bu memleket, sondan bir öncesine gelinceye dek hepsi öldüler. Birinin ölü resmini bastılar mı?
Bütün bu sorulara yanıtınız hayır değil mi?

Duymadınız, görmediniz!

Dünyada böyle şey olmaz! Yapılmaz!

Zaten Avrupa basın yasasını bilenler bu işi iyi bilirler.

Basında yayında ölmüş biri gösterilmez, yasaktır. Bir kazada ölmüş kişi resmi çekilse bile, bu resim basında gösterilmez, ölünün resimleri basılmaz.

Bir de şu var. İnsan ölen bir yakınını hep son gördüğü durumuyla, görünüşüyle anımsar. Bu yüzden yakınını ölüm yatağında gören kişi onu bir daha eski haliyle gözünün önüne getiremezmiş…

Hazırlık soruları bitti, şimdi derse girebiliriz.

Bu kadar sorudan, incelemeden, sohbetten sonra asıl konumuza gelelim:

Madem öyle, bu durumun dünyada bir eşi benzeri yok. Neden yüce önderimiz, kurtarıcımız, devlet kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün her yerde, her fırsatta, kitaplarda, dergilerde gazetelerde ölmüş resmi yayınlanıyor; yatakta, yorganı boynuna kadar şekilmiş, sırt üstü yatarken…

Bu yılın başlarında yazdığım “Yatak” adlı yazımda bu durumdan söz etmiştim. İş bankası “Kutsal Emanet “adıyla Atatürk’ün eserlerini konu alan ince büyük boyutlu bir kitapçık yayınlamış otuz iki yıl önce. “Atatürk’ten Damlalar” yazılı en üstünde kapağın. Söze, “Cumhuriyet emanettir” diye başladıkları bu kitapçığın kapak resmi ne biliyor musunuz? Bu fotoğrafın elle çizimi. Ölüm resmi.

En son bugün, Sözcü Gazetesi’nin Atatürk albümü ekinde arka sayfada, yarım sayfa büyüklüğünde bu resmi gördüm.

Önde, “Ata’nın son kahvesi” yazısıyla tam sayfa büyüklüğünde kahve fincanı resmi. Arkada bu.

Mustafa Kemal Paşa’nın hastalandığı sırada içtiği son kahvenin fincanıymış… Öyle yazılmış. Baş resim bu.

Gericilerin sesi, Yeni Akit gazetesi bu 10 Kasım’da tam sayfa, Atatürkçülerin “Olmasaydın olmazdık” afişlerine karşıt olarak, “Olmasaydı da olurduk” yazılı ilan koymuş.

Onlara, bu yaptıkları yakışır mı yakışır.

Bize ağır gelen, başkasının değil, kendi kendimize yaptığımız kötülük. Böyle bir resmi çekeni açığa çıkarıp lanetleyeceğimize, buna izin veren o dönemdeki hainin kim olduğunu öğreneceğimize, bu resmi yasaklayacağımıza, kopyalarını yok edeceğimize tutup kendi ellerimizle kendimize kullanıyoruz…

Atatürkçülerin baş gazetesi Sözcü’nün bu yaptığını anlatabilecek biri var mı?

Yine başta sorduğumuz soruyu soralım:

Siz hiçbir yakınızın ölü resmini gördünüz mü?

Görmedinizse, olmaz böyle şeyse … Neden büyük önderimize bunu reva görüyorsunuz?

Çocuklarımızın algısını karıştırıyorsunuz, gönüllerini kırıyorsunuz!

Her yanımız mı ihanetle sarılı?

Her yanımız gizli açık düşman mı dolu?

Feza Tiryaki, 10 Kasım 2013
İLK KURŞUN

Print Friendly

Leave a Reply