MAKALE – HÜRRİYET AVUSTRALYA: KAHRAMANLIK DESTANI – ÇANAKKALE ZAFERİ VE ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ

AAKM Makale - Hürriyet - ÖmerCan Banner 2013.v2 Medium

KAHRAMANLIK DESTANI – ÇANAKKALE ZAFERİ VE ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ

Türkler tarihleri boyunca dünyaya örnek olmuşlardır. Asla esareti kabul etmemişler ve özgürlük mücadelesi vermişlerdir. Vatan kutsaldır asla bölünemez. İşte bu inançla tüm dünyaya meydan okuyarak, Çanakkale savaşında “ ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!!!” demişlerdir.

Türk Tarihi’nde çok önemli bir yere sahip olan Çanakkale Zaferi, 1915 yılında İngiltere ve Fransa ile onların getirdikleri sömürge askerleriyle, Türk Milleti arasında gerçekleşmiş bir savaştır. Düşmanın bir hedefi vardı, o da boğazları geçerek İstanbul’u ele geçirmek ve Osmanlı Devleti’ni savaş dışı etmekti.

Denizden ve karadan yapılan savaşlar 18 Mart 1915’de başladı. Düşman donanması bütün gücüyle yüklenmesine rağmen, deniz savaşlarında başarısız oldular. Düşmanlar deniz savaşını başlattığı gün, çok büyük kayıplar vererek deniz harekatından vaz geçmek zorunda kaldılar. Bu yüzden, Türkiye’de Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma töreni 18 Mart günü yapılır.

Beş hafta sonra, denizden geçemeyen düşman kuvvetleri, karadan geçme yolunu denediler. 25 Nisan 1915’de kara savaşları başladı. Avustralya’da kara savaşlarının başladığı 25 Nisan gününü Anzac Day olarak kutlanır.

Çanakkale’yi geçemeyeceklerini anlayan düşman ordusu, 1916 kışında geri çekilmek zorunda kaldılar. Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde Türk askeri şehit düştü. Düşman ordusunun kayıpları ise bu sayıdan daha fazlaydı. Araştırmalara göre bir metre kareye 6000 mermi düşmüştür.

Çanakkale Zaferi’nin kahramanı Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal’in ve Türk ordusunun bu başarısı, Türk Milletine, Kurtuluş Savaşı’nda cesaret vermiştir.

Birinci Dünya Savaşında milletimiz çok sıkıntılı günler yaşamaktaydı. 1820 den beri Osmanlı Devletini yıkma planını uygulamaya koyan Batının sömürgeci, soykırımcı milletleri; topuyla, tüfeğiyle, en modern deniz araçlarıyla, bu asil milletin kökünü kazımaya gelmişlerdi. İngiliz ve Fransızlar, sömürgelerinden getirdikleri gençleri, Türklerle savaşmaya getirmişlerdi. Trablusgarp ve Balkan Harplerinden yorgun ve yaralı çıkan Türk milletinin elindeki tek sermayesi, vatan sevgisiyle dolu insanı idi.

Kasım 1914’de Çanakkale ve Maydos yani Gelibolu kıyılarını şiddetle bombardımana tutan bu kan içiciler, binlerce sivili öldürdüler. Marmara ya giren İngiliz denizaltıları, asker ve malzeme sevk eden birçok gemimizi sinsice vurdular. Binlerce masum askerimizi şehit ettiler. Zeytinburnu’ndaki, top döküm fabrikamızı denizden bombaladılar. İrili ufaklı 407 parça gemi ile, Çanakkale Boğazına 18 Mart 1915 günü sabah 8:30 da girmeye başladılar. Bir gün önceden mayın tarama filolarından aldıkları raporlara göre, Boğaz suları mayınlardan temizlenmişti. Ama bir şeyi unuttular. O da Türkün vatan sevgisi idi.

Nusret mayın gemisi, gece sabaha kadar, karanlık koya, elinde kalan son 26 mayını sessizce döküvermişti. Her zaman mayın hatları Çanakkale Boğazı’nın akıntısına dik istikamette döşendiği halde, bu sefer akıntıya paralel bir hat meydana getirilmişti. 18 Mart sabahı İngilizlerin Queen Elizabeth ve Fransızların Ocean zırhlı savaş gemileri karadaki Türk askerlerinin üzerine top atışına başladılar. Her yer düşen topların saçtığı şarapnel ve ateş yağmuru ile dağ gibi, Mehmetçiğin başına yığılan toz toprakla, sanki bir cehennem yeri gibi olmuştu. Mecidiye tabyasında numaratör olarak vazife gören Koca Seyid’in gösterdiği kahramanlık, olağanüstü güç ve kuvveti dillere destan olmuştur. Seyid Onbaşının tabyasının ortasına düşen bir top mermisi 14 şehit vermelerine ve 24 ağır yaralıya sebep olur. Seyid Onbaşı kendisine geldiğinde Yüzbaşı Hilmi bey ve arkadaşı Niğdeli Ali’den başkasını göremez. Gövdesinin yarısı toprağa gömülüdür ve yanındakiler onu kurtarmaya çalışmaktadırlar. Fransızların ve İngilizlerin dev gemileri çevreye hala çevreye ateş kusmaya devam etmektedir. Ayağa kalktığında durumun ne halde olduğunu gören Seyid Onbaşının kan beynine yürür. Ayakta sadece bir top sağlam kalabilmiştir. Sağlam topun yanına yaklaşır ve topun mermi kaldıran vinçinin kırılmış olduğunu görür. İnanç ve azmin elinden hiç bir şeyin kurtulamayacağını kanıtlarcasına, hemen arkada duran 215 okkalık (175kg) top mermilerinden birisini kaldırıp Niğdeli Ali’nin yardımı ile sırtına yükler. Topun basamaklarından yukarı çıkarken kemiklerini çatırtısını duyar, hazneye yükler ve ateşler. İsabet ettiremez, ikinci mermiyi yüklenir ve yine hedefi bulamaz. Üçüncü mermi ile İngilizlerin Ocean zırhlı savaş gemisini dümen kısmından vurur. Zırhlı kendi etrafında dönmeye başlar ve etrafındaki diğer zırhlılar kaçışmaya başlar. Ocean zırhlısı Komutan Cevat Paşa’nın emri ile Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlardan birisine çarpar ve hızla boğazın sularına gömülmeye başlar. Seyid Onbaşının bu kahramanlığı ile ev yıkıcı, kan içici düşman kuvvetlerini yenilgiye uğratmaya başlanır. Birbiri ardına en modern zırhlılarını kaybetmeye başlarlar.

Bir başka başarıda, Rahmetli Hatice Turhan Sultanın kendi parası ile yaptırdığı Sedd-ül Bahr ve Kilid-ül Bahr tabyalarındaki eski model toplarımız mermileriyle, bu mağrurları birer birer Boğazın dibine göndermiş olmamızdır. Bir tabyada top başındaki Cideli Mahmud Çavuş, attığı tek gülle ile Fransızların Bouvet zırhlısını vurmuştur. Ardından da aynı tabyaya düşen bir düşman mermisi, Mahmud Çavuşun iki ayağını birden koparmıştır. Çok kan kaybediyordur. Hemen geriye, ilk yardım yerine çekerlerken, tabyadan bir nefer “Keferenin gemisi batıyor!!!” diye bağırınca; Mahmud Çavuş kendisini taşıyan kumandanına döner ve “Allah için beni yukarı çıkarın” diye yalvarır. Durumu çok ağırdır. Son arzusunu yaparlar. Mahmud Çavuş, sanki yaralı değil gibi tatlı tatlı tebessüm ederek; Bouvet’in batışını seyreder ve Kelime-i şehadet getirerek orada ruhunu teslim eder.

365 tonluk şanlı Nusret ve döşediği 26 mayın, 12,205 tonluk Fransız savaş gemisi Bouvet ile İngiliz savaş gemileri 15,000 tonluk Irresistible ve 12,950 tonluk Ocean’ı denizin dibine gömmüştür. İngiliz savaş kruvazörü 17,250 tonluk Inflexible, Fransız savaş gemileri 11,260 tonluk Gaulois ve 12,750 tonluk Suffren yaralanıp savaş meydanından kaçmış, bir başka deyişle manası zafer demek olan Nusret mayın gemimiz kendinden 222 kat fazla tonajı savaş dışı bırakmıştır.

Aziz milletimizin evlatları, her dönemde seve seve vatanı için ölmesini bilmiştirler. Sömürgeciler ise, sömürgelerindeki zavallıları hep ölüme sevk etmişlerdir.

Şehitlerimizin ruhu şad olsun. Ne Mutlu Türküm Diyene !!!

Avustralya Atatürk Kültür Merkezi, Çanakkale deniz zaferimizin yıldönümünü kutlamak, Türk ve Avustralyalı şehitleri anmak için bir tören ve “halkla kucaklaşma” pikniği düzenlemiştir. Tüm halkımız davetlidir, yağmur çamur bile olsa, lütfen zaman ayırın ve katılın bizlere. Sizleri aramızda görmekten, birlik ve beraberlik içinde olmaktan şeref duyacağız.

Çanakkale Şehitlerini Anma Töreni Tarihi: 17 Mart 2013, Pazar

Saat 10AM – 4PM arası

Yer: Auburn Botanic Gardens, Picnic Area, Auburn NSW 2144

Günün anlam ve önemi üzerine T.C. Askeri Ateşesi, RSL yetkilileri, NSW ve Federal Milletvekillerinin konuşmaları ve çeşitli etkinliklerle hazırladığımız açık hava anma töreni ve piknikte, yiyecek ve içecek temin edinilebilir.

 

Saygılarla,

Ömer Can Şirikçi

omercan.sirikci@ataturk.org.au

AAKM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Bu Makale Avustralya Hürriyet Gazetesi 11. Sayısında 12 Mart 2013 tarihinde yayınlanmıştır.

Print Friendly

Leave a Reply