YİTİRİLEN DEĞER: KÖY ENSTİTÜLERİ

Köy Enstitüsü

ATATÜRK DİYOR Kİ..!
“EĞİTİMDİR Kİ BİR ULUSU YA ÖZGÜR, BAĞIMSIZ,
ONURLU, YÜKSEK BİR TOPLULUK BİÇİMİNDE YAŞATIR
YA DA BİR ULUSU TUTSAKLIK VE YOKSULLUĞA
GÖTÜRÜR.”
ÇÜNKÜ; “KAYNAŞMIŞ BİR MİLLET HALİNE GELMENİN,
ÇAĞDAŞLAŞMANIN, KALKINMANIN, HÜR VE
DEMOKRATİK BİR TOPLUM OLABİLMENİN EN ETKİLİ
ARACI EĞİTİMDİR.” (16 TEMMUZ 1921 ANKARA)
***
Atatürk’ün, Türk Milli Eğitimi ile ilgili bu ışıklı sözlerine bakıldığında, Köy Enstitülerinin Türk Milli Eğitimi’ndeki yeri daha net belirginleşir..
Eğer Köy Enstitüleri Kapatılmasaydı…
*Köyden kente göçler olmazdı.
*Yoksulluk, hırsızlık, gasp olmazdı.
*Okumayan çocuk kalmazdı.
*Çorak toprak kalmazdı.
*Boşa akan, kullanılmayan, değerlendirilmeyen su kalmazdı.
*Dışardan sanayi ürünü almazdık.
*Dışardan tarım ürünleri almazdık.
*İhracatımız ithalatımızdan az olmazdı.
*Heykeller yıkmazdık, resimler yırtmazdık.
*Üretim yapmayan fabrikalar açmazdık.
*Üretim yapan fabrikaları yıkmazdık.
*Özelleştirme olmazdı.
*Terör olmazdı.
*301 ri tartışmazdık
*Terör cinayetleri olmazdı.
*Paralı eğitim olmazdı.
*Dershaneler olmazdı.
*81 ile öğretmensiz, araç gereçsiz üniversite açmazdık.
*Siyasi cinayetler olmazdı. Hapishanelerimiz dolup taşmazdı.
*İMF nin oyuncağı olmaz ona yalvarmazdık.
*AB ye yalvarmaz, küçük düşmezdik.
*İhtilaller olmazdı.
*Kimse bir karış toprak istiyemezdi.
İşte olmayanların bir kısmı…
Türkiye’ye neler kaybettirildiğinin göstergesi…
Köy Enstitüleri ile amaç sadece; öğretmen, sağlıkçı, ziraatçı… veya elinden iş gelir eleman yetiştirmek değildi.. Gittikleri yerlere model insan yetiştirmekti amaç. Köy Enstitüleri, eğitimde bir çığır açmıştı Yüzyıllardır unutulan Anadolu halkının umudu olmuştu. Köylüsü, kasabalısı, onlar sayesinde okul ve öğretmen yüzü gördü. Onlar sayesinde zincirleri kırıp doktor, mühendis, öğretmen oldu.
Köy Enstitüleri, aydınlanmanın sembolü iken karanlık kafalılar yüzünden yok olup gitti. O karanlık kafalılardan bazıları, Köy Enstitüleri’ni kendi arka bahçeleri yapmaya kalktı, bazıları da oturup düzelteceklerine kapılarına kilit vurdu.
Temel Amaç; nasırlı ellerin harekete geçmesini engellemek!.. Çünkü, örgütlü cehaleti alt edecek tek güç nasırlı ellerdir!..
Korktular!… Sevr’in sevinci kursaklarında kalanlar!.. Korktular!.. Sevr artıkları ve onların işbirlikçileri.. Ve hala korkuyorlar; o nasırlı ellerin, gün olup güneşi zaptetmesinden!..
Ve Korktular Köy Enstitüsü öğrencisi Arif Aslan’ın şu dizelerinden!..
Kazmayı küreği alınca ele,
Nasırlı tabanım inince bele,
Alnımdan toprağa dökülen sele,
Kan mı der; can mı der, el ne der bilmem!…
Elimde meşalem köylere gitsem,
Ne mutlu, yurt için ben bir ümitsem,
Dileğim, her köyü bir cennet etsem,
Can mı der, şan mı der, el ne der bilmem!..
Kazmanın ucunda düz olur dağlar,
İçimde ideal köy aşkı çağlar,
Beş asır, rehbersiz nice köy ağlar,
Sustursam, coştursam el ne der bilmem!…
***
Köy Enstitüleri yaşatılsaydı bugün Türkiye çağdaş dünyanın ileri toplumlarından biri olabilirdi diye düşünmek acı veriyor. Bu okullardan yetişmiş, artık yaşlanmış aydın öğretmenlere daha çok… Daha doğrusu, hepimize!..
****
Her devrimci kurum gibi Köy Enstitülerini de dışarıdan ve içeriden yıkanlar
oldu. Dışarıdan yıkanlar bilerek bilmeyerek paranın uşaklarıydı. İçeriden
yıkanlar, bilerek bilmeyerek, paranın uşaklarının uşakları oldu.
(…)
Bugünkü iktidardan Köy Enstitülerini kurmasını istemek,
kurdun kuzuya hak vermesini istemek demektir.
(17 Nisan 1967 – Sabahattin Eyuboğlu. Mavi ve Kara. 1977, s. 273-276)
CHP KONAK İLÇE GENÇLİK KOLLARI YÖNETİMİ

Print Friendly

Leave a Reply