AKP’li ve BDP’li vekillerden Balbay’a mektup

AKP’li ve BDP’li vekillerden Balbay’a mektup

09.10.2013 14:52

akpli-ve-bdpli-vekillerden-balbaya-mektup-0910131200_m

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan‘a müteşekkirim.

Üyemiz, dostumuz, kardeşimiz, milletvekilimiz Mustafa Balbay‘ı hiç yalnız bırakmayanlardan…

Silivri’nin yollarında hiç bıkmadan, üşenmeden direksiyon sallayan vekillerimizden… Balbay’ı ziyaretlerimizde onun adını anmadan geçmedik.

Tezcan, soyadından da anlayacağınız gibi, tez canlı…

Yürekten davranıyor…

Karar verdiği işin hayata geçmesi için canla başla çalışıyor.

Ben aslında Bülent Tezcan‘ı anlatmayacaktım. Mustafa Balbay‘ı Sincan’da ikinci kez ziyaretimizi kaleme alacaktım.

İZİN ÇIKTI GÖRÜŞ YOLUNDAYIZ

Sincan’a gitmek kolay. Çünkü İstanbul- Silivri ile kıyaslandığında ulaşım çok rahat. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan meclis danışmanı gazeteci Ali Şaylığ‘ı görevlendirdi. Onunla gideceğiz Sincan’a derken bir sürprizle karşılaşıyorum. Direksiyonda Bektaş Murat var. Balbay’ı Cumhuriyet Gazetesi’nde her yere ulaştıran dostumuz. Sonrasında kar, yağmur, sıcak demeden aileyi yıllarca her hafta Silivri’ye götüren ve getiren kardeşimiz.

Sarmaş dolaşız.

Aslında bu ziyarette Ümit Zileli, Misket Dikmen, Kenan Çimen, Nezih Bilger de olacaktı. Ancak Bakanlık izin yazısını imzalamaya vakit bulamadı. Önceki akşam iznin çıkmadığı arkadaşlarımıza duyuruldu. Ve arkadaşlarımız görüşe gelemedi.

Gaye Karece Karadağ ve ben Ankara’da olduğumuz için şanslıydık, saat 10.00’da izin çıktı, 12.00’de cezaevine doğru yola koyulduk.

CEZAEVİ’NDE GÖRÜŞ GÜNÜ

Cezaevi’nin kapısının önündeyiz. Mustafa Balbay‘ın makam aracının içindeyiz. Girişte görevli memurlar durduruyor.

Araç, milletvekilinin aracı içeri geçmeliyiz, sorun yok. Vekil oldun mu bütün kapılar sana açık. Ancak infaz memuru kafasını uzatıyor ve bize soruyor, “Hanginiz milletvekilisiniz?” diye. Yanıt, “Hiç birimiz” oluyor. İnfaz memuru şaşırıyor ve yeniden soruyor, “Sayın vekil aracın içinde olması lazım, nerede?” diye…

Uzun uzun anlatmak zorundayız, “Bu araç İzmir Milletvekili sayın Mustafa Balbay’ın makam aracı. Kendisi bırakılmadığı için binme olanağı yok! Biz de onun aracıyla onu ziyarete geldik” diyoruz.

İnfaz memuru gidiyor, soruyor ve açıyor kapıyı, araçla giriyoruz.

Görüş günüymüş. Yer gök insan dolu. Mustafa Balbay‘ın yattığı cezaevi aslında 400 kişi için yapılmış. Şu anda içeride yatan tutuklu ve hükümlü sayısı 1400’ü bulmuş. Neredeyse dört katı.

Burada da en büyük sıkıntıyı haliyle personel çekiyor. Tüm sıkıntılara rağmen güler yüzle insanlara hizmet vermenin çabası içindeler.

Bekliyoruz, Balbay geliyor.

Hasret gideriyoruz. Hal hatır sorma faslının ardından Balbay meclis çalışmalarını hızlandırdığından söz ediyor. CHP Parti Meclisi üyeleri Umut Akdoğan, Gül Çiftçi ve Emre Doğan ile her cuma günü buluşuyorlar ve siyaseti değerlendiriyorlarmış.

Bu genç avukatlar ile sohbet etmek ve meclis çalışmaları için daha fazla çaba harcamak heyecanlandırıyor Mustafa’yı. Meclis çalışmalarına mektup yazarak başlamış.

Almış eline Milletvekili listesini her birine mektup yazmış.

Hepsine mi?” diyorum, “Hepsine” diyor. Ne yazdın sorusuna, “Sayın Vekilim, sayın Meclistaşım…” diye başladım diye yanıt veriyor ve ardından yeni meclis yılını kutladığını söylüyor. Ardından da yazdığı iki cümleyi heceleyerek söylüyor:

Önce Meclis’inin içinde barış…

Tüm Türkiye için barış…

Bu cümlelerin ardından bize görüşünü söylüyor:

Ülkenin bir bölgesini düşünerek yaparsanız barışı, öteki bölgede suratlar olur bir karış… Sonra karış…

Balbay yazdığı mektubun ardından hem AKP’li hem de BDP’li milletvekillerinden yanıtlar almanın memnuniyeti içinde. İsimlerini açıklamak istemiyor, “Onların izni olmadan açıklayamam” diyor.

29 EKİM’DE ÖZGÜRÜM

21’inci yüzyılda yeni bir gelecek kurmanın gerekliliğinden söz eden Mustafa Balbay, Cumhuriyet’inin kuruluşunun 90’ıncı yılında kendini özgür hissedeceğini söylüyor. Balbay şunları söylüyor:

Cumhuriyetin 90’ıncı yılı çok güçlü ve görkemli kutlanmalı. 90’ıncı yıl ne kadar güçlü kutlanırsa o kadar özgürüm. Önümüzdeki nesiller sandık hesaplarına kurban edilmesin. Bugünkü ortamda en büyük lüks umutsuzluk. Umutsuzluk yalnızlıktan doğar. 29 Ekim’in bu yalnızlık duygusunu bir kez daha aşacağını hissediyorum. Cumhuriyetin 100’üncü yılı ise hiç bir partiye ait değildir, hepimize aittir.

Mustafa Balbay önümüzdeki aylarda kendisinden çok söz ettirecek. Yeni bir kitabın hazırlığı içinde. Bunun heyecanı ve mutluluğu gözlerinin ışıltısından belli. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP kurmaylarının kendisi ziyaret etmesinden de çok memnun kalmış, mutlu olmuş.

Mecliste yapılan görüşmeleri ve grup toplantılarını ise kaçırmamaya özen gösteriyormuş. “Tüm liderleri izliyorum, yorumlarımı zaten köşemde okuyorsunuz” diyor ve ekliyor:

Önce Meclis’inin içinde barış…

Tüm Türkiye için barış…

NOTLAR

Mustafa Balbay koğuşunda 22 kanal izliyor. Lig TV’de maçları kaçırmıyor. Fenerbahçe taraftarı olduğu için bu maçları daha bir heyecanla izliyor.

Dakika 34 olunca televizyonun sesini bir kaç kerte daha yükselttiğini söylüyor. Trabzon maçında sloganları duyunca koğuşu inletmiş.

Gülerek, “Demirler zangırdadı. Koğuş inliyor, sağır olacak gibi oldum. Cezaevinde eko çok yüksek. Çay kaşığı düşse çelik tencere düşmüş gibi ses yapıyor” diye anlatıyor.

22 kanal içinde Halk TV ve Ulusal Kanal da var, Kanal B’nin açılması için de dilekçesini vermiş.

Atilla Sertel

Odatv.com

Kaynak: http://www.odatv.com/n.php?n=akpli-ve-bdpli-vekillerden-balbaya-mektup-0910131200

Print Friendly

Leave a Reply