Atatürk Venezüella’da

hsahin@radikal.com.tr
Caracas – Venezüella denince aklınıza ne gelir? Önce petrol gelir sanırım. Sonra? Sonra ekranlarımızda sık sık arzı endam eden ‘Dünya Güzeli’ Venezüellalılar… Ve belki, Yalan Rüzgârı’nın Laleli versiyonunu hatırlatan pembe dizileri Venezüella’nın…
Artık Venezüella ve özellikle Caracas dendiğinde Atatürk aklımıza gelecek! Ne ilgisi var demeyin. Biraz sonra çıtlatacağım.
Venezüella hakkında bilgi edinmek isteyenlerin işi kolay değil. İstanbul, Madrid ve Caracas’ta bu ülkeyle ilgili doğru dürüst bir kitap bulamadım. Turist rehberi bile yok, çünkü önemli bir turizm merkezi değil. Dahası, durumun böyle olması Venezüellalıların hiç canını sıkmışa benzemiyor.
Benim için bir ülkenin en iyi rehberleri o ülkenin büyük yazarlarıdır. Meksika’ya gittiğimde Octavia Paz’ın Yalnızlık Labirenti elimdeydi. Doğrudan doğruya Meksikalıların ruhuna giden yolu gösteriyordu Paz. Maskelerin ardındaki yara izlerini…
Kolombiya’nın Marquez’i, Peru’nun Vargas’ı, Arjantin’in Borges’i, Brezilya’nın Amado’su, Şili’nin Isabel Allende’si var. Venezüella’nın böyle bir şef rehberi yok. Bu yüzden sanki söyleyecek bir şeyi de yok. Acaba, ruhu yok mu desek?
Bunun en önemli nedeni petrol olabilir. Petrol bağlantıları Venezüella’yı ABD’nin gerçek anlamda arka bahçesi haline getirmiş. Gözler yukarıya, Miami’ye doğru bakıyor. Caracas, bir varoşu adeta Miami’nin. Tabii, 3. Dünya’ya özgü renkleriyle…

*   *   *
Caracas’ın havaalanı Atlantik Okyanusu’nun kıyısında. Kentin kendisinin denizden yüksekliği ise 920 metre dolayındaymış. Yani, kısa zamanda çok yokuş çıkarak ulaşılıyor. Başı dumanlı dağlar arasındaki kent, bir tespih gibi vadilerin içinden uzayıp gidiyor.
Bakımlı bahçeler ve modern binalar arasında birden, bizim gecekondu mahallelerine tekabül eden, ‘barrio’lar çıkıveriyor karşımıza. Gecekondulardan farkları, çok daha sıkışık olmaları, adeta ‘modüler’ olarak birbirinin üstüne çıkarak yükselmeleri…
İşte bu mahalleler Venezüella’nın hâlâ 3. Dünya gerçeğinin ötesine geçemediğini kanıtlamakta…

*   *   *
Bu olgunun bir göstergesi de siyasi istikrarsızlık. Venezüella 1990’lı yılların başlarında kanlı iki darbe girişimi yaşamış. Bu yılın sonunda cumhurbaşkanlığı seçimi var ve kamuoyu yoklamalarında şu anda ‘radikal popülist’ olarak tanımlanan Hugo Chavez önde gidiyor.
Chevez bir ‘özel tim’ subayı. Darbe girişimlerine karışmış, tutuklanmış, hapse mahkûm edilmiş ve iki yıl yattıktan sonra affedilmiş. Venezüella’nın Talat Aydemir’i diyebiliriz. Şimdi Venezüella oligarşisine ateş püskürerek yoksul kitlelerin gözünde yükseliyor.
‘Comandante’ Chavez’in yükselişi 3. Dünya ‘demokrasi’lerinde bundan sonra olabilecekler konusunda vereceği fikirler nedeniyle ilgiyle izlenmeye değer.

*   *   *
Venezüella’nın üç milyon nüfuslu başkenti Caracas’ın en güzel meydanlarından birinde artık bir Atatürk heykeli var. Nefis bir parkın ortasında, Türkiye’de de görmek istediğimiz mükemmellikte bir heykel. Ferit Özşen’in imzasını taşıyor.
İşin ilginci, bu zor işi başaranın İstanbul’un minik bir beldesinin belediyesi olması. Bu beldenin adı Kıraç. Çoğunuzun duymadığına eminim.
Her şey bu beldenin bayan Belediye Başkanı Sonnur Yalnızoğlu ile Baruta Belediyesi’nin bayan başkanı Ivonne Attas arasında kurulan dostluk sayesinde gerçekleşmiş. Bayan Attas, tam bir Atatürk hayranı. Belediye sınırları içindeki bir caddeye de Kemal Atatürk adını verdirmiş.
Kıraç’la Baruta arasında kurulan dostluk bağı, barış ve anlayış için herkesin bir şeyler yapabileceğini kanıtlıyor. Artık Caracas Türkler için daha ilgniç bir kent. Ayrıntılarını Arena’da seyredeceksiniz.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/1998/09/02/yazarlar/halsah.html

Print Friendly

Leave a Reply