Az Daha Kısalt

Az Daha Kısalt

 YRuObh3

“Adam, ömür boyu hapse mahkûm edilmiş. Cezaevinde rahatsızlanınca hastaneye kaldırmışlar, kangren olan ayağını dizinin altından kesmişler. Ertesi yıl, diğer ayağını, birkaç ay sonra da sol kolunu kesmişler. Hastaneden dönen mahkûmu koğuşuna götüren Gardiyan Temel, mahkûmun kulağına eğilip şunları söylemiş; ‘Anlamadım sanmayasın, sen parça-parça cezaevinden kaçıyorsun, sen beni aptal mı sandın?”

Erdoğan ve Özel Paşa ikilisi de azar azar, kısalta kısalta neredeyse askerliği tamamen kaldıracaklar. Erdoğan’ın kafasındakini, gerçek niyetini ta 1994 Yerel Seçimleri öncesi Kanal 6 Televizyonundaki konuşmasından biliyoruz.

Elinden gelse Türk Ordusunu tamamen lağvedip, yok edecek.

Askerlik süresinin son kısaltılma olayında da, Genelkurmay Başkanlığı ordunun ihtiyaçlarını, personel durumunu inceledi ve kısaltmanın “Yurt Savunmasına” zarar vermeden ancak 1 Mart 2014 tarihinde yapılabileceğini hükümete iletti.

Fakat Türk Silahlı Kuvvetlerinin durumunu, Genelkurmay Başkanlığından daha iyi bilen Erdoğan(!) “Ne demek 1 Mart, Yılbaşından başlatın” diye emir verince Özel Paşa, “Haklısınız Başbakanım” deyip, derhal ters L vaziyeti aldı.

Türk Ordusunu, Şehit Asteğmen Kubilay’ın kafasının kesilmesinden bu yana en az Derviş Memed kadar seven Bülent Arınç, “Bu bir siyasi karardır. Biz istedik, böyle oldu” diyerek son noktayı koydu!
fUisnzF

Değerli Okurlar;

Askerlik, yurt savunması ve Türk Silahlı Kuvvetleri gibi dünyanın dördüncü büyük ordusunu yönetmek bir uzmanlık-plan-program ve gelenek işidir.

Belediye Encümeninde yandaşa ihale dağıtmaya benzemez. Cami avlularında, iki-üç cafcaflı laf edip saf Müslümanların sadaka paralarını dolandırmaya hiç benzemez.

İçinde bulunduğumuz coğrafyanın zor şartlarında Türk Ordusunu her an savaşa hazır halde tutmak gereklidir. Ordunun gücüne ihtiyaç olduğunda, “durun, pazardan birkaç helikopter-savaş uçağı alayım” diyemezsiniz veya iki yüz bin kişiyi hemen askere alıp, cepheye gönderemezsiniz.

TSK’nın her zaman yurtiçinde- yurtdışında bir müdahalede bulunma veya olası saldırılara karşı koyma durumunda hazır tutulması öncelikli olarak Siyasi İradenin temsilcisi olan Hükümetin işidir.

Bunun için hükümetin, kendi milli ordusunu “yok edilecek”, “Komuta Heyeti düzmece dijital delillerle” zindana atılacak bir kurum olarak görmemesi gerekir.
TSK’yı daima hazır tutmak, hükümet kadar Genelkurmay Başkanının da görevidir.

Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanı, görevinin bilincinde- demokrasiye bağlı- milli iradeye saygılı olmak zorundadır. Genelkurmay Başkanının ilk görevi, Türk Ordusunun tüm personeline sahip çıkıp, morallerini yüksek tutmak ve onları her türlü tuzaklara karşı korumaktır.

Göz göre göre Deniz Kuvvetlerimizin komuta heyetinin tamamına yakını, Hava ve Kara Kuvvetlerimizin komuta heyetinin yarıya yakını, sahte-düzmece dijital delillerle, adalet yanıltılarak zindana atılıyor ve Genelkurmay Başkanı “Ben Kamu Görevlisiyim”ne yapayım çok üzgünüm diyorsa, o adam kendi görevini dahi bilmiyor demektir.

Kimse Genelkurmay Başkanına, demokrasi dışı bir davranış önermiyor. Ona, “Bu oyunları boz, kendi personeline sahip çık, suçsuz yere zindana atılanların ailelerini-çocuklarını koru, onları ezdirme” diyoruz.

Çünkü sen, Türk Milletinin çocuklarına gerektiğinde “öl” emrini verecek tek “Kamu Görevlisisin.” Senin oturduğun koltuk, Büyük Atatürk’ün bir zamanlar oturduğu koltuktur. Keşke farkında olabilseydin.

Eğer TSK Genelkurmay Başkanı, bir imam ile bir cemaatin oyununu bozup, kendi personeline sahip çıkamıyorsa, zaten öyle biri yok demektir, derhal istifa etmelidir.

İstifa edip, gerçekleri Türk Milletine anlatmak için adamda mangal gibi yürek ve o yürekte vatan sevgisi bulunmalıdır. Adam da bunlar yoksa omuzlarında rütbe olsa ne olur, olmasa ne olur. Patronuyla beraber süpürün deliğe, gitsin.

Sağlık ve başarı dileklerimle.

Rıfat SERDAROĞLU, 23 Ekim 2013

Kaynak: http://www.guncelmeydan.com/pano/az-daha-kisalt-rifat-serdaroglu-t35886.html#p158043

Print Friendly

Leave a Reply