Bir Ermeni’de Türk’ü Görmek ve Türk’ün Kimlik Sorunu-Behiç Gürcihan – Açık İstihbarat

April 7, 2013

Osmanlı, baruthanelerini Ermeni ve Rum kökenli bekçilere emanet etmeye özen gösterirdi.

Yüzyıllar sonra Çanakkale’deki bataryasını teslim etmekte de tereddüt etmedi Sarkis Torosyan’a. Kahramanlık madalyası ile onurlandırdı bu Ermeni yüzbaşısını savaştan sonra.

Fakat;  Batının kadrajında onlarca filme bedel bir hayat akışı içinde, Kayseri’deki ailesi tehcir edilince, ailesini Suriye’de bulmak için yola düştü Torosyan.

Ve onları bulduğunda , yaşananları gördüğünde, üzerindeki üniformayı çıkarıp, Osmanlıya karşı savaşan Arap saflarına geçti. Yüzbaşı devletinden koptu; ihanete ihanetle karşılık verdi.

Rivayet odur ki; geçen yıl bir başka yüzbaşı, Hasdal’ı ziyaret eden Özel’e yumrukla saldırdı. 

Torosyan’dan 100 yüzyıl sonra;  Devlet yine isyan eden subayları ile başbaşa.

Hortlayan bir İttihat & Terakki ruhu ile sarmalandığımızın bir diğer göstergesi olsa da, aslında bu yaşadıklarımız çok daha derinlerde kaynayan bir sorunun yüzeye yansıyan kabarcıkları.

100 yıl önce gariban ermenileri topraklarından tehcir eden Devlet, 100 yıl sonra gariban Türklerini  bu ülkenin sosyo-politik düzleminden bir teba düzlemine tehcir etme peşinde. Yine bir kaç Hamidiye eşkiyasının eşliğinde.

Türk’ün kimlik sorunu tekrar sahnede. “Almanya”‘ya hizmet ederek ülkeyi düzlüğe çıkaracağını zanneden Neo-Enver sahnede. Fakat ne Mehmet Akif’ten, ne Kazım Karabekir’den, ne de Mustafa Kemal’den eser yok.

Ne hazindir ki; Kürt’ün kimlik sorununu halletmeye çalışan bir Devlet’in elinde sadece bir Erdoğan, bir de Öcalan var.

Netekim benzemeyecek Türk’ün Kimlik Sorunu , Kürdünkine.

Folklorik bir manzumeler bütününden , bir aşiretler konfederasyonundan , zorlama kök arayışlarından (Medlerden, Selahaddin Eyyubi’ye)  ve melez bir dilin pınarından kaynamıyor bu sorun.

Arka planda, neresinden bakarsan 1000 yılı aşkın somut bir tarihin, 16 devletin , taştan kağıda akmış milyonlarca sayfa belgenin ve Türkçenin duruluğu kadar net bir sorun bu.

Osmanlı’nın yüzyıllarca kökünü kazımaya çalışıp da kazıyamadığı bir sorun.

Bizans’ı sahneden silmiş, İstanbul’u imar etmiş…

Karamanoğulları’nı sahneden silmiş, Konya’da taş taş üstünde bırakmamış…

Türkmenlerden kurtulacağım diye Bitlisli mollalara boş imzalı ferman dağıtmış, aşiretlerin doğu ve güneydoğuyu parsel parsel kapatmasının temellerini atmış…

Yetmemiş kuyulara doldurup öldürmüş…

Kürt isyanını bastırma yolunda Muğlalı Paşa halt etmiş ama Hırvat asıllı devşirme Kuyucu Murat Paşa, Türkmen dokulu Celali isyanlarını bastırmak için ondan 400 sene önce çok daha büyük bir halt yemiş.

Neticede bütün üst düzey devlet bürokrasisini devşirmelerden oluşturan Osmanlı, bu topraklarda Devlet’in kimliğine tek gerçekçi rakip olan Türk’ü bir etnik teba konumuna mahkum edememiş.Türk yine ilk tarihi fırsatta etnik kimliğini sıyırıp, bir Devlet kimliğine bürünüvermiş.

Bu sefer de nihai çözümü Atatürk’ü bertaraf edip, Cumhuriyet’i ele geçiren kripto yapı buldu.

Türk’ü bayrağa, Atatürk’ü heykele endeksledi. Toplumun damarlarına mumya sıvısını bastı ve Türklüğü Atatürk’le beraber mumyalaştırdı.

Her mumya gibi halkı uyutacak ihtişamlı bir sunumu ihmal etmedi.Stalin’in Lenin’den esirgemediği gibi.  Hatta en büyük gazetesinin başına sloganı yerleştirdi:

“Türkiye, Türklerindir”

Bugün bunun ne büyük bir aldatmaca olduğunu hep beraber yaşayarak görüyoruz.

Türk’ü bir Devlet kimliği olmaktan çıkarıp, bir kimlik mumyası haline getirip bu coğrafyaya bir korkuluk olarak dikenlerin, Ortadoğu’da yeni bir korkuluk kimliğe ihtiyacı var ve bu iş için biçilmiş kaftanı buldular : Kürtler. 

Kürt’ün yukarıda saydığım sebeplerden dolayı Türk’ün onda biri kadar şansı yok.

Hele bir de lider diye başına oturtulanın,  “Öc’alan” kod adlı Gladio’nun tecavüzcü narko-teröristi olduğunu düşünürseniz , bu şans tarihin kuburunda çoktan mühürlendi bile.

Zaten dertleri Kürt değil, hiç bir zaman Türk olmadığı gibi.

Dertleri bir kimliği zombileştirip, o kimlik üzerinden küresel planlarını uygulamak.

Davud’un oğlu ile birilerinin “Öc’alan”‘ı işte bu yüzden tarihi tesadüflerin kavşağında İsrail için yeni bir kripto devletin kuruluşuna mihmandarlık ediyor.

Türk’ün kimlik sorunu işte asıl şimdi, yine ve yeniden bu tarihi kavşakta aslında bir Devlet Kimliği sorunu olarak somutlaşıyor.

Ve bunun Kürdün kimlik sorunu ile uzaktan yakından alakası yok.

Türk’ün kimlik sorunu kendisinin ne olduğunu tanımlama noktasında başgösteren bir sorun değil.

Varlığını, tarihini, dilini kanıtlamak gibi bir derdi hiç olmadı, olmayacak da.

Asla “Öc’alan” gibi tecavüzcü katilinden peşinden “lider” diye gitmedi, gitmeyecek de

Uydurması gereken tek manzume, üretmesi gereken tek sözcük, yazması gereken tek taş yok kendi kimliği için.

Türk’ün kimlik sorunu , kim olduğu ile ilgili bir sorun değil.

Tanınma peşinde , ergenlik sivilceleri ile dolu bir yüzle yeni çıkmıyor dünya sahnesine.

“Ben, ben ve ben” histerisi ile kan solumuyor.

Türk’ün kimlik sorunu, ne olduğu ile ilgili bir sorun…

Tarihin kendisine emanet ettiği o devasa Anadolu platosunu bu küresel düzenin dişleri arasından nasıl çekip alacağının kaygısı ile kırışmış ihtiyar yüzü ile izliyor dünyayı ve sahnedekileri..

“Biz” kaygısı ile yumruğunu sıkıyor.

Bu yönü ile Türk kimliğinin değil, insanlığın derdinde.

Türk kendinin değil, bir ortak ve tarihi Mülk olarak Devlet’in peşinde.

Bütün mumyalaştırma ve uyutma çabalarına rağmen hücrelerinde hissediyor Anadolu’yu.

Yeni bir Mehmet Akif’in doğum sancısı ile kıvranıyor; küresellerin avlusuna bıraktığı onca piçin avaz avaz bağırmasının şaşkınlığını yaşarken.

Tek sorun bu doğumun nasıl gerçekleşeceği.

Bu coğrafyada doğumu her halükarda Türk yapacak. Ebeliği kim üstlenirse üstlensin.

Devletin içindeki gaflet, dalalet ve hatta hıyanet katmanlarının her biri farklı bir çocuk hülyası ile bu doğumu bekliyor.

Gaflet cephesi “Büyük Türkiye”;

Dalalet cephesi “Osmanlı”;

Hıyanet cephesi ise “büyük Ermenistan”, “Kürdistan-büyük İsrail” koymayı düşlüyor bu yeni çocuğun ismini.

Sancıyı Türk çekiyor.

Türk’ün kimlik sorunu bu yönü ile doğurulanın değil, doğuranın sancısına denk düşüyor.

Ebeliğe soyunan Devlet 100 yıl sonra yine aynı hatayı yapıyor.

Kripto cunta, bu devletin eline paslı aletleri tutuşturmuş, suni sancı ile çocuğu çekip almasını istiyor.

Birileri Türk masada kalacak, Kürt çocuk yaşayacak umudu peşinde.

Yanılıyorlar.

Türk’ün kimlik sorunu, 16 Devlet’i aşan gölgesi ile yeniden Anadolu’nun üzerine çöküyor.

Türk’ün kimlik sorunu, Anadolu’nun yeniden emperyalizmin hedef tahtasına oturtulduğu noktada depreşiyor.

Türk varolmanın değil, tarihin kendisine emanet ettiği Anadolu’yu büyütme noktasında sancı çekiyor.

Türk’ün kimlik sorunu, gelecek 100 yılı şekillendirecek şekilde, bağıra çağıra değil, yumruğunu sıka sıka büyüyor.

Gaflet ve dalalet cephesinde olanların hala şansı var.

Hıyanet cephesindekilerin ise tek şansı kaldı ; o da Türk’ün yokolması.

Bir Anayasa ve bir kaç akil-danesi ile bunu yapabileceklerini zannediyorlarsa , emperyalizme karşı savaştığı için Ermeni kimliğinden sıyrılan yüzbaşı Torosyan’In hikayesini okusunlar.

Türk’ü bir Ermeni’de görecekler.

Türk’ün kimlik sorununun aslında kendilerinin varlık sorunu olduğunu işte o zaman anlayacaklar.

B.G.

Print Friendly

Leave a Reply