Erdal Sarızeybek: DÖNEK İSRAİL, HAİN YAHUDA VE TÜRKİYE…

Erdal SarızeybekHaberler

06 Ekim 2012

Bizden daha fazla Müslüman olduğunu söyleyerek oy alıp iktidar olan AKP’nin Yahudi Siyaseti ile karşı karşıyayız, elimizde kanıt var.
Irak parçalandı, kim parçaladı?
Mısır’da hükümet düştü, kim düşürdü?
Suriye’de iç savaş çıktı, kim çıkardı?
Ortadoğu’da milyonlarca Müslüman öldürüldü, kim öldürdü?
İsrail’e yakından bakmadan hiçbir şey göremezsiniz…

Bugün karşımızda, üç bin yıl öncesi Mısır’dan çıkıp Tanrı vaadi topraklarda savaşan ve galip gelip ülke fetheden bir İsrail yoktur. Bugün karşımızda ABD destekli Birleşmiş Milletler oyunuyla Filistin topraklarını işgal etmiş bir İsrail vardır, yani İsrailoğulları binlerce yıl öncesi kan dökerek aldıkları topraklara bugün masa başı oyunlarıyla sahip olmuştur.

İsrail bu toprakları nasıl sahiplendiğini iyi bilmektedir, dolayısıyla kendini bekleyen tehlikelerin de farkındadır; cihad anlayışıyla birleşen bir Müslüman saldırısı ile karşı karşıya kalmak gibi. İsrailoğulları kendilerini bekleyen tehlikenin çok yakın farkındadır; nükleer silah kullanımı ile yok edilme riskiyle karşı karşıya kalmak gibi. İlk tehdide karşı hazırlanmış olan İsrail planı açıktır; cihad çağrısıyla tehdit olabilecek Müslüman ülkeleri etnik-dinsel temelde parçalamak ve bu parçalardan Yahudi İsrailler kurup yeni müttefikler yaratmak gibi. İkinci tehdide karşı da İsrail planı açıktır; nükleer silah potansiyeline sahip ülke ya da ülkeleri vurmak ve tehdidi yok etmek, tıpkı İran’a askeri operasyon seçeneğinin her an masa üstünde hazır tutulması gibi.

Peki, parçalamayı düşündüğü Müslüman ülkeler hangisidir? Elbet başta Mısır, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Arabistan, diye liste uzayıp gitmektedir.

Peki, tüm bunları yapabilecek bir İsrail nasıl bir İsrail olmalıdır? Bu sorunun cevabı da hazırlanmış ve stratejik bir plana dönüştürülmüştür. Yeni İsrail’in stratejisi, ilk önce mevcut Yahudi nüfusunu Nil-Fırat coğrafya içine dağıtarak yaymayı ve yerleşik hale getirmeyi hedeflemektedir. Bu şekilde hedef ülkelerin ortalarında yeni güç odakları yaratabilecektir. İkinci olarak, kendi coğrafyası içinde olmasa bile, bölgesel su kaynaklarını ele geçirmeyi tasarlamaktadır, Suriye’ye ait Golan tepelerindeki su kaynaklarını ve araziyi ele geçirmiş olduğu gibi. Yayılmacı ve saldırgan bir İsrail stratejisi için, belki de, en fazla ihtiyaç duyulacak olan husus; bir yanda silahlanma, ama öte yanda halkının refah düzeyini yükseltebilmek için ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesidir.

Buna karşılık, bu stratejiyi etkisiz hale getirebilmek için, hedefteki ülkelerin ne yapmakta olduğuna bakıldığında, hiçbir şey görülmemektedir. Evet, hiçbir şey görülmemektedir çünkü bu küresel projeler bu ülkelerde tıkır tıkır işlemektedir. Hedefteki Libya, Mısır, Lübnan, Suriye, Ürdün ve Irak’ta yaşananlar açıktır, demek ki ya karşı bir stratejileri yoktur ya da karşı atağa geçebilecek güçte yönetimleri yoktur, olsaydı zaten bu duruma düşmezlerdi. Hatırlayınız Oded Yinon’un sözlerini, ‘bu Müslümanlar İsrail’in ne yapmak istediğinin farkında bile değil, daha İsrail bayrağındaki iki çizginin, daha Nil-Fırat’ın bile ne anlama geldiğini bilmiyorlar’ anlamındaki sözlerini. İçlerindeki İsrailoğulları’nın yoğun faaliyetlerini de bu pencereye eklerseniz, bu ülkelerin düştükleri trajedi çok açıktır.

Türkiye’ye gelince, Türkiye de sürüklenmektedir bu küresel akıntıya, ama bu tehlikeli sürükleniş özelleştirme, dinler arası diyalog, yabancı sermaye, ileri demokrasi gibi laflarla süslendiği için takılmış olduğu girdap görülmemekte ve bu şekilde model bir ülke olarak vitrine konulmaktadır. Kısacası, Türkiye izlemiş olduğu siyasetle bire bir İsrail’e hizmet etmiş olduğu için iç çatışmaya çekilmemekte, çünkü olası bir çatışmadan beklenen amaçlar zaten hükümetler eliyle gerçekleştirilmektedir, onun için modeldir Türkiye.
“Dönek İsrail” ve “Hain Yahuda” ifadeleri bize ait değildir, Tevrat’ın ayetlerinde geçen Tanrı’nın ifadeleridir. Hikayesi şudur: Musa Tanrı’nın on emrini Sina Dağı’nda alırken, bu arada halk geciktiğini görünce telaşlanmış ve Musa’nın başına bir iş geldiğini, hatta onları terk ettiğini düşüncesiyle endişelenmeye başlamıştır. Koşarak Harun’a gittiler, çevresine toplanıp ‘Kalk, bize öncülük edecek bir ilah yap. Bizi Mısır’dan çıkaran adama, Musa’ya ne oldu bilmiyoruz!’ dediler. Harun da onlara kandı ve bir ilah yapmak için halktan altın olarak neyi var neyi yoksa getirip kendisine vermelerini istedi. Gelen altınları topladı, kızgın ateşte eritti ve oymacı aletiyle buzağı biçiminde dökme bir put yaptı, altın buzağı. İsrailoğulları artık puta tapmaya başlamıştı. Harun da Tanrı’yı unutmuş, altın buzağının etrafında dönüp duruyordu.

Bu Altın buzağı, sonraki geçen yüzyıllar boyu İsrailoğulları’nın Tanrı yolundan sapmalarının bir işareti olarak kalacak ve akıllardan hiç çıkmayacaktı. İsrailoğulları’nın belki de Tanrı’ya karşı ilk dönekliğiydi bu, Büyük Peygamber Yeremya da bunu kutsal ayetlerinde sonradan dile getirecekti:

“ Kral Yoşiya döneminde Tanrı bana, ‘Dönek İsrail’in yaptığını gördün mü?’ dedi, ‘Her yüksek tepenin üzerine, her bol yapraklı ağacın altına gidip fahişelik etti. Bütün bunları yaptıktan sonra bana geri döneceğini düşündüm, ama dönmedi… Tanrı bana, ‘Dönek İsrail hain Yahuda’dan daha doğru olduğunu gösterdi’ dedi, ‘Git, bu sözleri kuzeye duyur. De ki, ‘Ey dönek İsrail, geri dön’ diyor Tanrı(Tanah/ Yeremya, Bölüm 3: 6-12).”

Altın Buzağı, temsili resim.

Harun işi daha da ileriye götürdü ve halkı toplayıp ertesi gün yapacakları Altın Buzağı şölenine hepsinin katılmasını istedi. Gerçekten de ertesi gün kalktılar, süslendiler, püslendiler, altın puta adak edilmek üzere esenlik sunuları getirdiler. Yiyip içmeye, çılgınlar gibi eğlenmeye ve şarkı söyleyip dans etmeye başladılar. Tanrı yukarıdan her şeyi görüyordu, İsrailoğulları’nın bu dönekliğine çok öfkelendi, kızdı, hemen Musa’ya haykırdı:

“Aşağı in. Mısır’dan çıkardığın halkın baştan çıktı. Buyurduğum yoldan hemen saptılar. Kendilerine dökme bir buzağı yaparak önünde tapındılar, kurban kestiler. ‘Ey İsrailliler, sizi Mısır’dan çıkaran ilahınız budur!’ dediler. Bu halkın ne inatçı olduğunu biliyorum. Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım”.

– Ya RAB, niçin kendi halkına karşı öfken alevlensin? Onları Mısır’dan büyük kudretinle, güçlü elinle çıkardın. Neden Mısırlılar, ‘Tanrı kötü amaçla, dağlarda öldürmek, yeryüzünden silmek için onları Mısır’dan çıkardı’ desinler? Öfkelenme, vazgeç halkına yapacağın kötülükten. Kulların İbrahim’i, İshak’ı, İsrail’i anımsa. Onlara kendi üzerine ant içtin, ‘Soyunuzu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. Söz verdiğim bu ülkenin tümünü soyunuza vereceğim. Sonsuza dek onlara miras olacak’ dedin.

Tanrı affetmiş olsa da Musa, Tanrı’ya karşı hiç belli etmemeye çalışsa da, İsrailoğulları’ın bu tavrına karşı içinden çok öfkelenmişti. Yaşadıklarına, Tanrı’nın söylemiş olduğu bu buzağı meselesine hala inanamamaktaydı. Çünkü Yüce Tanrı büyük hoş görüsü ve koruyuculuğu ile onları Mısır’ın esaretinden kurtarmış, üstelik bal ve süt kokan topraklar vaadetmişti. Halk da bu anlaşmayı kabul etmiş, Tanrı’ya, bir tek Tanrı’ya inanacakları yolunda söz vermişti. Ama ya şimdi? Biraz geç kaldı diye İsrailoğulları hem Tanrı’yı hem de kendisini terk etmişti. Bununla da kalmamış bir altın buzağıya tapmaya başlamışlardı.

Altın Buzağı Başı.

Musa bu öfke ve düşünceleriyle Sina Dağı’ndan indi, elinde Tanrı ile yaptığı antlaşma koşullarının yazılı olduğu iki taş levha vardı. Bu levhaların ön ve arka iki yüzü de yazılıydı, onları Tanrı yapmış ve üzerine el yazısı ile yazmıştı, kutsaldı. Ordugaha yaklaştığında buzağıyı ve sevinçten oynayan İsrail halkını gördüğü anda, içinde karşı konulmaz bir öfke doğdu ve bu öfkeyle, önce elindeki kutsal taş levhalarını fırlatıp dağın eteğinde parçaladı, ardından Tanrı diye taptıkları altın buzağıyı alıp yaktı, toz haline gelinceye dek ezdi, yok etti ve onu suya serperek İsrailliler’e içirdi. Böylece İsrail halkı kendi günahını içmiş oldu. Sonra büyük bir hışımla Harun’a dönerek bağırdı:

– Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?

– Öfkelenme, efendim! Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir. Bana, ‘Bize öncülük edecek bir ilah yap. Bizi Mısır’dan çıkaran adama, Musa’ya ne oldu bilmiyoruz’ dediler. Ben de, ‘Kimde altın varsa çıkarsın’ dedim. Altınlarını bana verdiler. Ateşe atınca, bu buzağı ortaya çıktı!

Musa, altın buzağı yakıp yok ettikten sonra, halkın inançsız ve başıboş hale geldiğini gördü, çünkü bir yanda Tanrı’nın varlığı, öte yanda putlar, halkın aklını iyice karıştırmıştı. Üstelik çok güvendiği Harun onları dizginlememiş, düşmanlarına alay konusu olmalarına neden olmuştu. Ancak bu cezasız kalmamalıydı, Tanrı’ya karşı işlenmiş olan bu suç asla cezasız kalmamalıydı; ordugahın girişinde durdu, ‘Tanrı’dan yana olanlar yanıma gelsin!’ diyerek halkını çağırdı, bütün Levililer çevresine toplandı ve Musa Tanrı’nın varlığını inkar edenlerin derhal öldürülmesini istedi:

– İsrail’in Tanrısı RAB diyor ki, ‘Herkes kılıcını kuşansın. Ordugahta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün.’

Levililer Musa’nın buyruğunu hemen yerine getirdiler ve o gün, orada halktan üç bine yakın adamı öldürdüler.

Bunu size anlatmamızın sebebi şudur; Ortadoğu ve Türkiye’de izlenen egemen siyasetlerin ardında İsrail vardır, İsrail’in bu siyasetinin detayları açığa çıkarılmadan yapılacak mücadeleler sonuca ulaşamaz, öyle ya bilinmeyen tehdide karşı nasıl savaşacaksınız!

Yahudi tarihi çerçevesinde yaşadıklarımıza baktığınızda, İsrail’in ayrıştırıcı ve parçalayıcı siyasetini son yıldır Türkiye’de izlenen siyasetle yan yana getirdiğinizde karşınıza Erdoğan siyaseti çıkacaktır, çünkü AKP’nin izlediği siyaset İsrail ile bire bir örtüşmektedir. Bu tespit Başbakanlık konutundaki YEDİ KOLLU ŞAMDAN ve Erdoğan’daki DAVUT BOYNUZU sembollerine de bir ölçüde anlam kazandırmaktadır.

Garip olansa şudur; Müslüman bir ülkede Yahudi siyaseti izlenmekte, Müslümanların oylarıyla İsrail siyaseti güç kazanmaktadır. Bu durum halkımıza anlatılmalıdır…

İLK KURŞUN

KAYNAK: NİL’DEN FIRAT’A DEVLET OYUNLARI.

Kaynak: http://www.ilk-kursun.com/haber/121564

 

Print Friendly

Leave a Reply