Siyasetin Sarı Gülü

Siyasetin Sarı Gülü

05 Eylül 2013 Perşembe, 11:10

Ne çektin be Türkiye!.. Kanla-barutla, dişle tırnakla 7 düvele kafa tutarak yaratılmıştın. Dünyanın en güzel coğrafyasında bağımsız bir ülkeydin….

Ne çektin be Türkiye!..

Kanla-barutla, dişle tırnakla 7 düvele kafa tutarak yaratılmıştın.

Dünyanın en güzel coğrafyasında bağımsız bir ülkeydin.

Yaşamlarını bu uğurda harcayanların emanetiydin.

Bize yakışan; öğrenmek, çalışmak, üretmek, savaşmak, kazanmak, kendimizi ve toplumumuzu yükseltmek değil miydi?

Oysa; biz ne yaptık?

Hep kolayına kaçtık. Hafife aldık. Tembellik ettik., Beceriksizlik ettik. Kaytardık.  Beleşe yattık…

Ve kendi işimizi hep birilerine havale ettik!

Kim daha çok yalan söylediyse, daha çok düzenbazlık yaptıysa seni onlara teslim ettik.

Onlar ise; kendilerine sunduğumuz nimetlere ihanet ettiler. Yediler, içtiler, bol keseden harcadılar. Onurluca, gururluca, sorumluca hizmet yerine; keyfilikle, çıkarcılıkla, kolaycılıkla işleri berbat ettiler. Hesap vermek, yanlıştan dönmek yerine övünmeyi ve eleştirenleri karalayarak halkı kandırmayı sanat bildiler. Baş edemedikleri her sorunu süpürüp döşemenin altına sakladılar. Kirlendik, koktuk, hastalandık. Ölüm döşeğine düştük.

Bütün suç, sivil iktidar sahiplerindeydi. Eşyanın doğasıdır. Boşluk kaldırmaz. Laik cumhuriyeti  korumak isteyen ordu doldurdu boşluğu birkaç kez.

Hep birden bağırdık. “Darbe kötüdür. Bütün suç darbecilerdedir. İktidarlar hesabı sandıkta verir!..”

Her kötülüğü, her suçu işleyen, her ihaneti yapan, darbe ortamlarını yaratan siviller azdıkça azarken; onlar için verebileceğimiz tek ceza, sadece oy vermemekti! Başka bir yaptırımlara engel olundu.

Aynı terane devam ediyor. “En kötü demokrasi, en iyi darbeden daha üstündür! “

Sahi, öyle mi gerçekten?

Devrimler kötü müdür?

Faşizmi, demokrasi; sivil diktatörleri  “demokrasi kahramanı” diye yutturuyorlar!

Yanlış üstüne yanlış, yalan üstüne yalanla uyuduk. Uyuştuk, geriledik, çökmenin eşiğine geldik.

Ey Türkiye!

Ne çektiysen bizdendir…

 

Yaklaşan yerel seçimler için yoğun bir hareketlilik başladı.

Özellikle küçük yerleşim birimlerinde aday adayları birbirlerini karalama yarışındalar. Onları yakından tanıyanların kimileri ise ithal aday peşinde. Zamanında ilçesini, memleketini terk etmiş, yerel dedikodulardan uzakta kalmış, iyi tanınmadığı için nitelikli ve becerili sanılan bazı kişiler kurtarıcı gibi görülüyor…

Peki; metropollerde ve dahası ülke yönetiminde durum farklı mıdır?

Demokrat partinin, Adalet partisinin, Anavatan Partisinin, AKP nin iktidara gelişine bakınca arada bir fark yok gibi. Hepsi de kısa sürede parlatılarak iktidarın başına oturdular. Süleyman Demirel, Turgut Özal, Tayyip Erdoğan…

Halk, bir yıllık bir partiye, 80 yıllık cumhuriyeti teslim etti.

Sonucu görüyoruz…

Türk halkı kendine düşen görevleri yapamayınca, sorumluluğu bir kurtarıcıya yükleyerek kurtulma kolaycılığından hiç vazgeçmiyor.

Siyasi partiler de, tabandan kadro yetiştirmek yerine, ordan-burdan buldukları yamalarla kendilerini tamir edip, iktidar olacaklarını sanıyorlar!

 

CHP- Mustafa Sarıgül ilişkisi bu siyasi sakatlığa bir örnektir:

Sarıgül’ün yaşamöyküsünü ayrıntılıca okumanızı öneriyorum.

http://www.aksam.com.tr/yazarlar/solun-umudu-sarigul/haber-170196

Sarıgül SHP, DSP ve  CHP’de siyaset yaptı. 2005 te Baykal’a karşı genel başkanlık için yarıştı. CHP den çıkarıldı. Açık ve net bir tavır belirlemeyen, özellikle her kesime yaranmaya çalışan bir kişilik. Bu yüzden ona; ölü evinin yasçısı, düğün evinin tefçisideniliyor… Çoğu kez eylemleri ile söylemlerini örtüştürmek zorlaşıyor. Türkiye’nin en önemli ve sıcak günlerinde- gezi parkı vb.- gündeme uzak kalıyor.

TSK ya, cumhuriyetçilere saldıran; Balyoz, Ergenekon uydurmalarında ABD ve cemaatin görevlisi Taraf Gazetesiyle iyi geçinmenin yollarını arıyor. İlan veriyor. Selcan Taşçı bu davranışını sorduğu zaman “Bilmiyorum. Ha öyle mi? haklısınız, aceleye gelmiş…” diye geçiştirip yoluna devam ediyor.

Cumhuriyet mitingleri doğru değildi diyerek zamanında desteklediği kesimlere sırtını dönüp, karşıdevrimcilere yağcılık yapıyor.

Fethullah Hocaya laf söyletmem. Söylendiği yerde durmamCemaatin hizmetleri çok büyük. Gözardı etmemeliyiz diyebiliyor.

Şakaşvili’yi “yılın demokrasi adamı” olarak selamlıyor.

“Türkiye Cumhuriyeti yerine Türkiye birleşik devletleri olsun” diye önerebiliyor!

Ve; ”başbakan olsam, ben de Öcalan’la görüşürüm…”

Nerden bakarsanız tutarsızlık ve popülizm…

Daha henüz servetinin, ilişkilerinin, belediyede dönen yolsuzlukların hesabını hiç soran olmadı.

 

Mustafa Sarıgül; yıllardır CHP ye genel başkan olacak; ya da Türkiye’yi kurtaracak bir parti lideri diye parlatılmaya çalışıldı. Ara sıra, yeni bir parti kuracakmış gibi davranarak CHP’ye şantaj yapmaya çalışıyor…

Şimdi de, CHP nin İstanbul belediye başkanı adayı olması için öneriler var.

Sarıgül ağırdan alıyor. İstanbul belediye başkanı adayı olarak CHP ye katılmayı bekliyor! İşi sağlama bağlamak istiyor.

Elinizi vicdanınıza koyun…

Uygun mudur?

 

Medya ajanları CHP lilere sık sık Sarıgül’ü soruyor. Zorla gündem yaratılıyor. CHP liler de ona buna laf yetiştiriyorlar!

Mustafa Sarıgül devr-i AKP de; dincilerle, cincilerle, iş adamlarıyla, Kürtçülerle, bürokratlarla, döneklerle, liboşlarla işi pişirmiş durumda.

AKP den aday olması daha uygun değil midir?

Kendini güvenceye alır.

 

Ne çektirdik be Türkiye!..

Dayan…

Sırf sana hizmet için siyaset yapacak saygın kadroları yetiştirince kurtulacaksın!..

Altan Arısoy – altanarisoy@gmail.com

Kaynak: http://www.kemalistler.org/siyasetin-sari-gulu.html

Print Friendly

Leave a Reply