Zahide Uçar: GERÇEĞİ SÖYLEYEYİM Mİ? MIYMINTISIN!!. NEMELAZIMCISIN!!.

Zahide-Ucar-Somurgeci-Medya

Sosyal Medyada şöyle bir mesaj dağılıyor;
“Dün Telafer’e sessiz kalanlar, bugün Kobani için niye feryat ediyor?”
İlk bakışta doğru bir soru gibi geliyor ama sorunun altından korkaklık, neme lazımcılık, mıymıntılık, “ben yatayım sen yap” korkaklığı, gerçeklikten kopukluk çıkıyor. Neden mi? Anlatayım:
PKK ve PKK ağzıyla Kobani denilen, Suriye Devleti için Ayn El Arab olan bölgenin adını Haluk Tarcan şöyle açıklıyor;
“KOBANİ’nin aslı KUMAN’dır… Buraya M.S. 6’ncı yüzyılda Kıpçaklarla gelmişler, Arap çoğunluğunda dillerin ve egemenliklerini kaybetmişlerdir. Halûk Tarcan.”
Bu bilgiden sonra gelelim zurnanın zırt dediği yere…
80 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde PKK’nın nüfus oranı nedir?(Kürt demiyorum, PKK diyorum.) Peki, kendini Türk olarak tanımlayanların oranı nedir? Bu oranı ben yazmayacağım. Biraz çalışıp, siz bulun. Bulduğunuz sonucu gördüğünüzde, Türk Milletinin ayağa kalktığında PKK’lı canileri tükürüğü ile boğabileceğini de göreceksiniz.

Bak güzel kardeşim; AK çete Türk adını her yerden siliyor mu? Siliyor. Milli bayramların yasaklanıyor mu? Yasaklanıyor. Atatürk’e, sana bir ülke armağan edenlere mevcut hükümetin desteği ile sistemli bir şekilde hakaret ediliyor mu? Ediliyor. İftira ve inkar politikaları ile rejim değişikliği için zemin hazırlanıyor mu? Hazırlanıyor. Birçok AKP’li; “ben Türk değilim” deme yarışına girdi mi? Girdi. AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Yasin Aktay’ın Bayburt’ta katıldığı panelde, “Türk dediğin bir sentezdir zaten. Türk diye bir ırk yok” dedi mi? Dedi.

AKP siyaseti ve Sultan Suriye’de Türkmenleri sahipleniyor ayağı ile hedef haline getirdi mi? Getirdi. Binlerce Türkmen katledildi mi? Edildi. Arap, Kürt, Ermeni sınırdan içeri alınırken Türkmenler sınırda bekletilip kış günü 50 Türkmen çocuğu soğukta donarak öldürüldü mü? Öldürüldü. Musul-Kerkük-Telafer ABD işgalinde talan edildi mi? Edildi. Telafer yanarken bir şişe su götürüldü mü? Götürülmedi. Nüfus kütükleri yakıldı. Türkmen liderler tek tek öldürüldü. Barzani zindanlarına tıkıldı. Emir İzzettin senin için ne ifade ediyor güzel kardeşim? Nerede? Ne oldu bildiğin var mı?
O gün sustun. Ovacık sınır kapısı açılsın, Türkmen kardeşlerimize yardım ulaştırılsın diye yazan ben ve Ümit Özdağ’ı kaç defa okudun? Okuduysan ne yaptın? Hükümet inatla Ovacık Sınır Kapısını kapalı tuttu. Barzani bu ülkede şirket bile aldı. Malları Mersin Gümrüğünden hükümet destekli taşındı. Bazı AKP’lilerin Barzani ile ortak ticaret yaptığı yazılıp çizildi.

Peki sen ne yaptın güzel kardeşim? Sosyal medyada, sıcak odanda atıp tuttun. Kendin yatalakmış gibi başkalarından gereğini yapmasını bekledin. Riski, sorumluluğu olmayan UCUZ TEPKİ…
Suriye’de IŞİD Türkmen köylerini yaktı. Kadınlara-kızlara tecavüz etti. Geçmiş yazılarımızda bu durumu açıklayan yazılar yazdık. Ne zaman IŞİD Sayın Tercan’ın bilimsel tarifiyle KUMAN bölgesine girdi, uzaktan kumandalı ayaklanma başladı. Çünkü bu bölge Yahudi İsrail’i için denize açılma bölgesi. Başka etnik yapılardan temizlenip Sünni Kürtlere teslim edilmesi gerekiyor. IŞİD’in içinde sadece yabancı istihbaratlar yok. Türkler var, Kürtler var, Çeçenler var, Çerkezler var. IŞİD mezhep savaşı yapıyor. Sünni Kürt Alevi Kürt’ü, Sünni Türk Alevi Türk’ü katlediyor. Mezhep savaşını Türkiye içine sokmak için de her türlü kışkırtıcı ve ayrılıkçı dil en üst düzeyde kullanılıyor.

Ve sen Türk olduğunu söyleyen kardeşim; sıkılmadan Türk düşmanı siyasetçi ve terör gruplarına, yani Türk düşmanlarına sıkılmadan soruyorsun. Diyorsun ki;
“Dün Telafer’e sessiz kalanlar, bugün Kobani için niye feryat ediyor?”
Feryat edenler Kürt ismi üzerinden siyaset yapıyor. Kürt kimliği üzerinden ayağa kalkmasından normal bir şey yok. Anormal olan sensin. Çünkü devletin kurucu unsuru olarak, %.. kaç PKK unsurunun verdiği tepkiyi gösteremiyorsan, hiç olmazsa sus, suçunu bastırma. Korkaklığının, mıymıntılığının, kolaycılığının vebalini başka yerde arama. Demek ki korkaklık insanı “PKK’ya Telafer ve Musul’a niye tepki vermedin diyecek kadar aptallaştırabiliyor.” Traji komik duruma düşürebiliyor. Siz bu gidişle bebek katili Öcalan’a da baş vurabilirsiniz beyni sulanmış kardeşlerim.

Musul’a, Kerkük’e, Telafer’e, Suriye Türkmenlerine sahip çıkması gereken kimlerdi? Türk Milletiydi. Bizler Suriye sınırında buz üzerinde ölüme terk edilen 50 Türkmen çocuk için PKK’nın yaptığını(yakıp yıkmadan, hukuk içinde kalarak) yapamadıysak, yapmadıysak, vicdanlarımızı susturduysak, bugün konuşmaya hakkımız yoktur!!.

Bize sürekli çözüm yaz diyenler, çözüm üretmiyor diye karalayanlar da işte bu akıldır. Çünkü bu soruyu soranların hepsi olmasa da çoğu sorumluluktan kaçmak, başkasına işi ihale etmek kurnazlığındadır. Bizler bu soruyu soranlardan farklı insanlar değiliz. Asker, istihbaratçı, ülkede belli kitlesi olan parti ve dernek, sivil toplum örgütü başkanları değiliz. Sizler gibi birer Türk vatandaşıyız. Farkımız; “başkası yazsın, o niye yazmıyor, gazetecinin işi” demeyi bırakarak, gazeteci olmadığımız halde saklanan gerçekleri “tutuklanma, sürülme veya başka yaptırımlara maruz kalma” gibi riskleri göze alarak elini taşın altına koymuş düz vatandaşlarız. Sizler gibi ekmeğimizi kazanmakla uğraşıyoruz. Sizler olmadan bizler sadece yazarak bu kadar etkili olabiliyoruz.

Ege adalarının işgal edildiğini ilk öğrendiğimde “Adalarımızı geri istiyoruz” diye bir sayfa açtım. Amacım belli bir sayıya ulaştıktan sonra bir faaliyete imza atmaktı. İzmir’den kiralanacak bir deniz taşıtına doluşarak adalara çıkmayı deneyecektik. Ve gerçeği bu millete öyle duyuracaktık. Çünkü adaların işgal edildiğine, muhalefet de tepkisiz kaldığı için halk inanmıyordu. Sayfamı izleyenler bile o sayfaya el vermedi. Çok az insan sayfayı beğendi. Yani, iş eyleme gelince arazi oldular. Bu durum da bana Nasrettin Hoca’nın fillerini hatırlattı. Anladık ki; bizi itekleyenlerin birçoğu sahaya çıktığımızda toz olacaklar. Toz olmalarından korktuğumuz için değil, üç kişiyle etkili olamayacağımız için eylem yapamadık. Bu korkaklığı eskiden Vedat Yenerer’in sitesi olan İnternetajans sitesinde yazarken de görmüştüm. Vedat Yenerer Ergenekon tertibi ile esir alındığında da, siteye sahip çıkan az sayıda okur ve destekleyen(genelde kadınlardı) yanında, ortalıktan toz olanlar da çok oldu.
Bak güzel kardeşim, çözüm diyenlere Bursa Nutku’nu okuyun dedik. Her vatandaş bulunduğu ilde örgütlensin dedik. Yasal suç işleyen siyasiler hakkında suç duyurusunda bulunun dedik. Her vatansever kendi il-ilçe-mahallesinde örgütlensin. Kendi bölgesinde ki ihanet, gasp, talan gibi yaptırımlara tepki verilsin dedik. Yaptın mı? Yapmadın. HES ile sulara el konurken, köylü direndi. Yusuf Yavuz ve birkaç isim bu gaspları duyurdu. Sen hangi HES bölgesine gidip köylünün yanında yer aldın?
Şimdi utanmadan PKK’dan Telafer için tepki bekliyorsun. PKK Telafer için niye tepki versin? Telafer, Musul ve Kerkük planlanan Yahudi Kürdistan içinde yer alsın diye çalışılıyor. Arkanı kaldıramıyorsun, bari daha aciz duruma düşme.  Bu nüfusla PKK kadar sorunlarına sahip çıkma iradesi gösteremiyorsan, kurucu adının etnik bir azınlık adına dönüştürülmesine de sesin çıkmayacak demektir. Türk varlığına yapılan saldırılar karşısında en başından beri Türkiye çapında “hukuk içinde kalarak” tepki verebilseydik, Türk düşmanları bu kadar azabilir miydi?

Biri size gerçeği söylemeli. Daha doğrusu, gerçeğin tokatını atmalıdır.
Masa başında, sıcak yatağında mastürbasyon yaparak nasıl çocuk sahibi olamıyorsan, Facebook üzerinden de Vatanına sahip çıkamazsın. Sorumluluğu başkasının üzerine yıkma uyanıklığı seni ancak sorumluluğu düşmanın aldığı bir esarete götürür.
Beğensen de, beğenmesen de gerçek budur!!.

İLK KURŞUN

Kaynak: http://www.ilk-kursun.com/haber/202962/zahide-ucar-gercegi-soyleyeyim-mi-miymintisin-nemelazimcisin/

Print Friendly

Leave a Reply