Özrü kabahatinden büyük dinciler

Ender Helvacıoğlu

Kilise Darwin’den özür dileyecekmiş. Tepkiyi biraz abartmışmış. 126 yıl sonra akılları başlarına geldi. Doğrusu epey hızlandılar. Bunlar birkaç yıl önce de Galilei’den özür dilemişlerdi. Bu özür tam 366 yıl sonra gelmişti!

Peki, Bruno’dan nasıl özür dileyecekler? Hani şu Roma meydanında diri diri yaktıkları Rönesans filozofundan? Ya akıl almaz işkencelerle 27 yıl Engizisyon zindanlarında tutulan Campenalla’dan? Bunlar simge isimler. Ya cadı diye avladıkları kadınlardan, Haçlı Seferleriyle savaşa sürüp telef ettikleri yoksul köylülerden?

Katolik Kilisesi’nin “tehlikeli” düşüncelere karşı dini korumakta son derece hassas olduğu bilinir. Bir zamanlar Bilim ve Gelecek’te Vatikan’ın Yasak Kitaplar Listesi’ni kapak yapmıştık (Baha Okar’ın derlemesi, Sayı: 60, Şubat 2009). Liste tutmaya 1559’da başlamışlar, 1966’ya kadar da yenilemişler.

Kimler yok ki listede… Bilimsel devrimin büyük isimleri Kopernik, Kepler, Galilei, Erasmus Darwin’den (bizim Darwin’in büyükbabası), bilimsel düşüncenin temellerini atan Descartes, Machiavelli, Bacon, Hobbes, Hume, Locke, Spinoza, Kant’a… Ünlü aydınlanma filozofları Voltaire, Diderot, Rousseau, Montesquieu, D’Alembert, D’Holbach’tan, batı uygarlığının kültürel temellerini atan büyük edebiyatçılar Dante, Montaigne, Balzac, Hugo, La Fontaine, Andre Gide, Emile Zola’ya…

Yasak listesi Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir, Anatole France, Nikos Kazantzakis ile 20. yüzyıla kadar uzanmış. Mübarek Kilise, son 500 yıldır bilim, düşün, sanat, edebiyat adına ne varsa yasaklamış. Özür dile dile bitmez!

Bu, madalyonun bir yüzü. Diğer yüzünü de yine Bilim ve Gelecek’te Alp Hamuroğlu’nun “Hıristiyan Reformu” adlı makalesinden aktaralım (Sayı: 93, Kasım 2011).

Bakın, Kilise’nin en büyük gelir kaynakları nelermiş? Birincisi, feodal sömürü. Örneğin Almanya’daki sahipli toprağın üçte birinden fazlası, taşınmazların üçte ikisi Kilise’nin mülküymüş. Bu topraklarda serflerin boğaz tokluğuna çalıştırıldığı biliniyor. Yani ortaçağ Avrupa’sının en büyük feodal beyi Papa’nın ta kendisi!

İkincisi, endüljans satışı. Yani günah bağışlama belgesi! Parayı bastırırsan günahın bağışlanır. Bak kimlerin eline kalmışsın, ey yüce tanrım! Endüljans yetmemiş, “kutsal emanetleri” de satışa çıkarmışlar. Yani İsa’nın saçı, sakalı, gömleğinin parçası, Kudüs’ten geldiği ileri sürülen taş, toprak, su, azizlerin eşyaları vs…

Şimdi sıkı durun: üçüncü büyük gelir kaynağı da fuhuş sektörü! Ortaçağ seks endüstrisinden en büyük parayı kazanan bizim dini-bütün Kilise’ymiş. “Sermayelerin” hem rahibe hem fahişe, işletmecilerin de hem rahip hem pezevenk olduğu genelevler gırla gidiyormuş. Seks âlemlerinin yapıldığı kiliseler mi dersin, cinsel eğlenceleriyle ünlü katedraller mi… “Halka açık” manastırlar mı dersin, manastırların müştemilatı olan “resmi” genelevler mi…

1414 yılında başlayıp 4 yıl süren ünlü Konstanz Konsili sırasında Avrupa’nın dört bir yanından 1500 kadın (mesleklerinin doruğuna çıkmış fahişeler) getirilmiş, dinsel meseleleri tartışan pek saygın kilise yetkililerine “hizmet” vermek için.

Bunun için hiç özür dilemeye kalkmasınlar, çünkü özrü kabahatinden büyük olur.

***

Gördüğünüz gibi değerli okurlar, bu dinciler her dönemde ve her yerde aynı. Hıristiyanlık, Müslümanlık da fark etmiyor. Halkı din ile kandırırlar, ahlâk kumkumasıdırlar; kendileri ise en kokuşmuşundan “dünyevi”dirler. Bizim gibi materyalistler, bunların yanında çok “ulvi” kalır!

Yukarıdaki satırları okurken, bizim dincilerimizi anımsadığınızdan eminim. Hani şu meydanlarda din-ahlâk nutukları atıp da, ayakkabı kutularına dolarları istifleyen dincilerimiz…

Hani şu türbanlı bacılarımız edebiyatı yapıp da, evindeki paraları gün boyu uğraştığı halde sıfırlayamayıp, hâlâ geri kalan 30 milyon avroyu nereye sokacağını bilemeyen dincilerimiz…

“Kızlı-erkekli aynı evde kalıyorlar” diye ahlâk zabıtalığına soyunup, kızların etekleriyle uğraşıp, parklarda öpüşen sevgili avına çıkıp, mut’a nikâhı, imam nikâhı adı altında her türlü rezilliği yapan dincilerimiz…

Çocukları kapatanlarımız, dört karı almayı savunanlarımız… Her cuma internetten bulduğu bir ayeti sallayan, “bakara-makaracı”larımız…
Gemiciklerimiz, paracıklarımız, kediciklerimiz…

Sizi gidi din tüccarları… Sizi gidi hırsız, yalancı ve üçkâğıtçılar… Sizi gidi küresel sermayenin, emperyalizmin taşeronları, uşakları sizi…

Print Friendly

Leave a Reply