HİNDİSTAN MÜSLÜMANLARININ MİLLİ MÜCADELE’DE TÜRKİYE’YE YARDIMLARI

HİNDİSTAN MÜSLÜMANLARININ MİLLİ MÜCADELE’DE TÜRKİYE’YE YARDIMLARI

“Aslanlar kendi tarihlerini yazmadıkları sürece, avcı hikâyelerine inanmak zorundayız.”

Kurtulus-Savasi-Hintli-Muslumanlar-1922

1911-1918 arası kesintisiz savaşların içinde yer alan Osmanlı, Avrupalı sömürgeciler tarafından parçalanıp yutulmaya zorlandığı zaman sadece Anadolu coğrafyasının savaş yorgunu insanlar tek bir ses olarak Mustafa Kemal Paşa’nın öncülüğünde işgalci güçlere meydan okuma kararı aldılar. Bu Anadolu insanının hürriyet mücadelesi, dünya İslam aleminde ses buldu. Bunlardan biride Hint Müslümanlar idi. Mustafa Kemal Paşa’nın bunlarla nasıl koordine sağladığının çalışmasını hep birlikte okuyalım.

Mustafa Kemal (Atatürk), Kurtuluş Savaşı’na başlamadan önce, bütün alternatifleri ortaya koyarak bu uğraşın sadece Anadolu’yla sınırlı kalmayacağını tespit etmiştir. O dönemlerde Osmanlı hariç ciddi şekilde bağımsız İslam devleti yoktur. (O dönemlerde bağımsız gibi gözüken Osmanlı’nın dışında iki devlet vardır, Afganistan, İran bunlarda tam bağımsız değillerdir) Ancak Osmanlı’da sömürgeci emperyalist devletler tarafından yutulmak üzeredir. Mustafa Kemal (Atatürk), bu sömürgecilerle mücadelenin temel yapısını oluşturacak gücün, İslam dünyasının maddi manevi yardımını almada olduğunu görerek. Bu düşünceyi örgütlemeye başlamıştır.

Özellikle İstanbul’da ki hilafet makamının tehlikede olduğu noktasından hareketle, sıkça Türk Kurtuluş Savaşı’nın amacının “Hilafeti ve Halifeyi kurtarmak” olduğunu söylemiştir. Bu hareket tarzıyla Mustafa Kemal, siyasi anlamda hilafetin gücünden yararlanmaya çalışan az sayıda ki Türk devlet adamından sonuncusudur. Mustafa Kemal Paşa’nın “Halifeliği kurtarmak” olarak formüle ettiği İslam dünyasına yönelik bu politikası İslam siyasetidir. Burada şu açıklamayı da yapmakta yarar görüyorum: (Halifelik 1517’de Osmanlı Devleti’nin Padişahı Yavuz Sultan Selim aracılığıyla Osmanlı Devleti’nin kontrolüne geçmiştir. Ancak Osmanlı kontrolüne girmiş olmasına rağmen Osmanlı devlet adamları bu makamın gücünden uzun süre yararlanmamışlardır. Osmanlı Halifeliği siyasi bir araç olarak kullanmayı deneyen ve kısmen de olsa bu konuda başarılı olan en önemli padişah II. Abdulhamit’tir.)

İngiliz arşivlerini tarayan Prof. Metin Hülagü, Mustafa Kemal Paşa’nın Kurtuluş Savaşı sırasında ki en önemli politikasının “İslam siyaseti” olduğunu belirtmektedir. Çalışmalarını bu yönde güçlendirmek için özellikle yerli din adamlarını davet etmiş hatta, Anadolu’da kurulan 47 Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin yöneticilerinin 84 tanesi din adamından teşekkül ederken bunlardan 16 tanesi de Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’in başkanı olmuşlardır. Bunla da yetinmemiş, dahası Mustafa Kemal Paşa, Türkiye’nin “İslam uyanışının merkezi” olduğunu dünya Müslümanlarına göstermek için Libyalı Şeyh Ahmet Şerif Senusi başkanlılığında Anadolu’da Panislamik nitelikte iki İslam kongresi düzenlemek istemiştir.

Libyalı Şeyh Ahmet Şerif Senusi Sivas’a davet etmiş ve onun başkanlığında Sivas Cami-i Kebir’de 18 Şubat 1921’de “İttihad-ı İslam Kongresi” toplamıştır.

Sivas’ta toplanan İttihad-ı İslam Kongresi” ne Sünni liderler ve temsilcilerin yanında dünyaca ünlü bazı Şii liderler ve temsilciler de katılmıştır. Kerbela Şii Emiri ile Zeydiye mezhebinden Yemen Hükümdarı İmam Yahya kongreye katılan Şii liderlerdendir. Kongre başkanı Şeyh Ahmet Şerif Senusi, aynı gün Ulu Camii’de bir de hutbe okumuştur. Şeyh’in hutbe metni Anakara’da çıkarılan Sebilürreşad dergisinin 31 Mart 1921 tarihli sayısında yayınlanmıştır. Senusi, Kurtuluş Savaşı’nı “cihat” olarak adlandırmıştır.

İkinci İslam kongresini de Ankara toplanması planlanan ancak değişik nedenlerden toplanamayan “Ankara İslam Kongresi” dir. Mustafa Kemal Paşa, bu çalışmalarla İslam dünyasının Milli Hareket’e olan ilgisini arttırmak istemiştir.

(*Şeyh Ahmet Sunusi, Sunusiye tarikatının şeyhidir. Bu tarikat 1837 yılında Libyalı Büyük Senusi Muhammed Bin Ali Senusi tarafından kurulmuştur. Aktivizm ve Sufizmi savunan Senusiye tarikatı Batılı güçlerin istilasına karşı çıkmıştır. Senusiler, 1911’de İtalya’nın Trablusgarp’ı (Libya) işgali üzerine Osmanlı ordusunda İtalyanlara karşı mücadele etmişler; Cezayir ve Sahra’da Fransızlara, Mısır’da İngilizlere karşı savaşmışlardır.

Libyalı ünlü kahraman Ömer Muhtar’da Senusiye tarikatına mensuptur ve Trablusgarp Savaşı’nda Mustafa kemal ile tanışmıştır. Mustafa Kemal,Şeyh Ahmet Senusi’yi de Trablusgarp Savaşı sırasında tanımış ve dost olmuşlardır.

Şeyh Ahmet Senusi daha önce Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Padişahı Sultan Mehmet Reşat’ın davetini kabul ederek 1918’de İstanbul’a gelmiştir. Enver Paşa, Afrikalı Şeyhlere birlikte İstanbul’a gelen Şeyh Ahmet Senusi’yi halifenin cihat ilanını İslam dünyasına duyurmak amacıyla İslam ülkelerine göndermek istemiştir. Ancak bu sırada Vahdettin padişah olmuştur. Enver Paşa’dan hiç hoşlanmayan Vahdettin onun bu görüşüne karşı çıkmış, İngiltere ve Fransa’ya karşı İslam dünyasını kışkırtmaktansa İngiltere ve Fransa ile anlaşmak gerektiğini ileri sürerek bu planın uygulanmasına engel olmuştur. Vahdettin İttihatçıların kendi yerine Şeyh Ahmet Senusi’yi halife yapacaklarından kuşkulanmıştır. Özellikle Sunusi’nin İngiliz karşıtı olması da Vahdettin’i rahatsız etmiştir.

Kurtuluş Savaşı başladığı sırada Bursa’da bulunan Ahmet Senusi, Bekir Sami bey aracılığıyla Mustafa kemal Paşa’ya haber göndererek Milli Hareket’e katılmak istediğini bildirmiştir. Bunun üzerine Mustafa kemal Paşa, Şeyh Ahmet Sunusi’ (Senusi) ye bir mektup yazarak onu Ankara’ya davet etmiştir.

15 Kasım 1920’de Ankara’ya gelen Şeyh Ahmet Senusi onuruna Mustafa Kemal Paşa, 23 kasım’da Meclis’te bir yemek vermiştir.

Mustafa Kemal Paşa, Şeyh Ahmet Senusi’ye aynı amaca hizmet eden üç farklı görev vermiştir.

  1. İslam dünyasında ki antiemperyalist hareketleri Anakara’nın etkisi altına almak.
  2. Arap dünyasında, özellikle de Irak ve Suriye’de hilafet propagandası yaparak bölgede ki Arapları İngiltere ve Fransa’ya karşı harekete geçirmek.
  3. Türkiye içinde özellikle güneydoğuda Kürt bölgelerinde Milli Hareket’e katılımı artırmak

Mustafa kemal Paşa, Şeyh ününden yararlanmak istemiş, bu alanda da oldukça başarılı olmuştur.)

Kurtuluş Savaşı sırasında “İslam siyasetini” uygularken şu yöntemleri kullanmıştır.

  1.  Bildiri ve Beyannameler yayınlamak
  2. Milli Hareket’e destek veren gazetelerde bu yönde yazılar yayınlamak
  3. Propagandacılar kullanmak
  4. İslam Kongreleri düzenlemek
  5. İslam Cemiyetleri kurmak veya kurulmuş olanları desteklemek
  6. Din adamlarına, dini sembol ve unsurlara müracaat etmek
  7. İslam ülkeleriyle anlaşmalar imzalayıp, ittifaklar kurmak

Mustafa Kemal Paşa, Orta Doğu ve Doğu Afrika’da kurulmuş olan İslam Cemiyetleri ile birebir temasa geçerek yazışmalarda bulunmuştur. Bu cemiyetler şunlardır: Muvahhidin Cemiyeti, Yakındoğu Cemiyeti, Batum İslam Cemiyeti, İstikbal Cemiyeti, Halep Teşkilat-ı Milliyesi, Mısır Vahd Partisi, Kahire Gönüllü Fırkası, Amman Çerkez Fırkası.

Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde ki Türk Kurtuluş Savaşı’na sempati duymaları sağlanmıştır. Ayrıca Mustafa Kemal Paşa, bu kuruluşlarla temasa geçerek İngiltere ve Fransa’ya karşı bir ortak cephe oluşturmuş ve Kurtuluş Savaşı’na siyasi destek sağlamıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın Sakarya Zaferi’ni telgrafla Şam Müftüsü’ne bildirerek şehitler için mevlit ve dua okutulmasını istemesi onun bu ortak cepheye ne kadar önem verdiğinin göstergesidir.

Zafer haberini alan Şam Müftüsü, müjdeli haberi duyurur duyurmaz Şam’da şenlikler yapılmış, camilerde mevlit okutulmuş, Mustafa Kemal’e “ Seyfül İslam” (İslam’ın Kılıcı) unvanı verilmiş ve Selahaddin Eyyübi ile birlikte resmedilmiş posterleri dağıtılmıştır. İslam ülkelerinin neredeyse tamamında çeşitli gazetelerde Mustafa Kemal Paşa’nın ve TBMM’nin bildirilerini yayınlamış, Türk Kurtuluş Zaferi’ni duyurmuştur.

Bu çalışmalar neticesinde amacına ulaşmayı başarmış ve dünyada ki İslam topluluklarını dikkatini çekerek maddi ve manevi yardımların önü açılmıştır.

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul işgalinden bir gün sonra yayınlamaya başladığı İslam alemine yönelik beyannamelerde önce genel anlamda “İslam dünyasına” seslenirken, sonradan gelişmeleri dikkate alarak özellikle “Hint Müslümanlarına “ seslenmeye başlamıştır.

Mustafa kemal Paşa, gerçekte İslam birliği hayaline kapılmamakla beraber, İslam dünyasında Kurtuluş Savaşı lehine hareketlerin gelişmesine özen göstermiş ve bu hareketlerin İtilaf Devletlerince “dünya Müslümanların birleşmesi” (Panislamizm) biçiminde algılanmasına çalışmıştır. Böylece başta Müslüman sömürgelere sahip İngiltere olmak üzere Anadolu’yu Türklerden almaya çalışan Hıristiyan işgalcileri İslam ve Hilafet silahı ile köşeye sıkıştırmayı amaçlamıştır.

İşte bu amaçla İslam dünyasına “Hilafetin tehlikede olduğuna” yönelik beyannameler yayınlamış, Afganistan ve Hindistan gibi İslam ülkelerine elçiler göndermiş, İslam Halklarının sömürgecilere başkaldırmasını istemiştir. Gerçektende Mustafa Kemal’in “cihat” çağrıları çok geçmeden yerine ulaşmıştır. İngiliz istihbarat kaynaklarına bakılacak olursa, İngiliz ordusu ile Türkiye’ye karşı savaşmak için gelen bazı Güney Asyalı Müslümanlar, bir fırsatını bulup kaçarak, İstanbul’da Kurtuluş Savaşı yanlısı Türklerle birlikte “Türk Hint Dostluk Cemiyeti” adlı bir örgüt kurmuşlardır. Güney Asyalı Müslümanların bir bölümü de Bakü’ye gelerek burada ki Osmanlı konsolosuna Milli Hareket’e katılmak istediklerini iletmişler, fakat İstanbul Hükümeti’ne bağlı konsolos, Asyalı Müslümanların Milli Hareket’e yardım isteklerini geri çevirmiştir. Ancak yinede gönüllüler bir şekilde cephelere koştukları gibi, Anadolu’da İngiliz propagandasına kapılabilecekleri uyarmayı da ihmal etmemişlerdir. Abbas Han, Salihli cephesinde aktif görev almış Güney Asyalı Müslümanlardan biridir.

Mustafa Kemal Paşa, bir taraftan Hindistan, Afganistan ve Azerbaycan’a Türk Milli Hareketi anlatacak heyetler gönderirken, diğer taraftan Ankara’da, Güney Asya’dan gelip Kurtuluş Savaşı’na aktif olarak katılmak isteyen gönüllüleri kabul ederek onlara hediyeler dağıtmıştır.

Kurtuluş Savaşı’na katılmak için gelen Hintli Müslümanların bir kısmı Anadolu’da bölge bölge dolaştırılmış, böylece Anadolu halkına Kurtuluş Savaşı’nda yalnız olmadıkları, dünya Müslümanlarının da onlarla birlikte olduğu mesajı verilmiştir. İngiliz belgelerine göre Mustafa kemal Paşa, Anadolu’ya gelen bir Müslüman Hint birliğine özel ilgi göstermiş ve bir kısmına subaylık rütbesi vererek Türk ordusunda görevlendirmiştir.

Hint Müslümanlarının Türkiye’ye yönelik ilgisi Birinci Dünya Savaşı sonrasında Anadolu ve İstanbul’un işgaliyle yoğunlaşmıştır. Özellikle halifeliğin merkezi durumunda ki İstanbul’un işgaline Hint Müslümanları büyük tepki duymuştur. Aralık 1918’de, Mahatma Gandhi’nin Müslüman arkadaşı Ebul Kelam Azad, Şevket ve Muhammed Ali kardeşler, Hasret Mohani, Dr. Ensari ve Muhammed Ali Cinnah gibi liderler 1919’da başlayacak barış görüşmelerinde Türkiye’yi desteklemek amacıyla Hindistan Müslüman Birliği örgütünü toplamışlar ve Encümen-i İslam (İslam Konseyi) adıyla örgütlenerek Türk davasını savunmuşlardır.

Anadolu’nun işgalinden sonra hareket hızla yayılmış ve 20 Mart’ta Bombay’da 15000 kişinin katıldığı büyük mitingde Hilafet Komitesi’nin kurulmasına karar verilmiştir. Hindistan’ın büyük lideri Mahatma Gandhi de bir bildiri yayınlayarak Hinduların Müslümanları, Hilafet hareketini ve Türkleri desteklemelerini istemiştir.

İzmir’in Yunanlar tarafından 15 Mayıs 1919’da işgal edilmesini protesto amacıyla İngiltere’nin başkenti Londra’da 24 Mayıs’da Hintli Müslümanlar tarafından Türkiye’ye destek mitingi yapılmıştır.

16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizlerce işgali üzerine Hindistan’ın Amritsar kentinde büyük protesto mitingi yapılmıştır. Muhammed Ali ve Mahatma Gandhi’nin katıldığı miting Kur’an okunarak başlamıştır. Anadolu Müslümanlarına sahip çıkmışlardır. Ayrıca Hilafet Komitesi İngilizlerin Halifeti Arap Şerif Hüseyin’e verme planına da karşı çıkarak hilafetin Türklerde kalması gerektiğini savunmuştur.

Bu arada da Halife Vahdettin bu Müslüman desteğine aldırış etmeden İngilizlere güvenmeye devam etmiştir.

Mustafa Kemal Paşa, Hint Hilafet Komitesi’nin çalışmalarını yakından takip etmiş, hareketin daha güçlenmesi için elinden geleni yapmıştır. Hilafet Komitesi, yaptığı bir dizi toplantıyla Türk Kurtuluş Savaşı’na ve İslamın son mücahidi olarak gördükleri Mustafa Kemal Paşa’ya yardım etmenin yollarını aramışlardır. 28 Mayıs 1920’de Cuma günü İngilizlere karşı “sivil itaatsizlik” ve “İngiliz mallarına boykot” kararı almışlardır. Allahabad’da yapılan toplantıda Sevr Antlaşması’ndan dolayı İngiliz hükümetine karşı direnme kararı alınmış, Sevr Antlaşması düzeltilmezse sivil itaatsizliğe gidileceği belirtilmiştir.

Hint Hilafet Hareketi liderlerinden Muhammed Ali Anadolu’ya gelerek Mustafa Kemal Paşa ile görüşmüştür. Bu görüşme sırasında Mustafa Kemal Paşa ondan Hindistan’da Anadolu’da ki Milli Hareket’in propagandasını yapmasını istemiştir. Hatta bu çalışmalar için ne kadar paraya ihtiyacı olduğunu sormuştur. Muhammed Ali, Mustafa Kemal Paşa’ya söz vererek 17 Eylül 1920’de Anadolu’dan ayrılmıştır.

Muhammed Ali ve arkadaşları, Mustafa Kemal Paşa’ya verdikleri söz doğrultusunda öncelikle, hiçbir Müslüman’ın Türkiye’ye savaşa gönderilme ihtimali göz önünde tutularak İngiliz ordusuna yazılmasını, yazıldıysa da hemen istifa etmesini ilan ettiler. Ardından genel grev, onların deyimiyle “hartal” uygulanacaktı. Öğrenciler okullarını, köylüler tırmıklarını,memurlar ofislerini bırakmışlar, sokaklara inmişlerdir. Halife ve Mustafa Kemal Paşa’ya dua için camilere dolmuşlardır.

Öte yandan Muhammed Ali Hindistan’da Kurtuluş Savaşı’na maddi yardım toplamak üzere çalışmalara başlamışlar ve toplanan yardımın ilk paketi Roma’da Osmanlı Büyük elçisi Galip Kemal Bey’i ziyaret ederek Anadolu Hareketi’nin lideri Mustafa Kemal Paşa’yı desteklediklerini söyleyerek İzmir felaketine uğrayanlar için topladıkları 20000 sterlini Ankara’ya gönderilmek üzere büyükelçiye teslim etmişlerdir.

Muhammed Ali ve gönüllüler, tıpkı Anadolu bozkırlarında savaşan Kuvay-ı milliyeciler gibi, önü ay-yıldızlı Kuvay-ı milliye kalpakları giyerek Hindistan’da Milli Hareket’e maddi yardım kampanyasını başlatmışlardır. Onların yardımıyla İzmir’de halka ve askere silah ve mühimmat alımı, ilaç, giyecek ve yiyecek yardımı yapmak için iki fon kurulmuştur.

Hint Müslümanları değişik tarihlerde topladıkları paraları çeşitli yollarla Anakara’ya, Mustafa Kemal Paşa’ya göndermişlerdir. Hindistan’dan gelen para, toplam 132.250 İngiliz lirasıdır. Türk parasıyla 1 milyon 35 bin lira… En büyük yardım, 782 000 lirayla Hint Hilafet Komitesi’nden gelmiştir. Mustafa Kemal Paşa, bu paraları sqavaşın yaralarının sarılmasında ve İş Bankası’nın kurulmasında kullanmıştır.

Mustafa Kemal Paşa, gelen bu paralar için Hindistan Müslümanlarına teşekkür mektupları yazarak Hint Hilafet Komitesi’ne Anadolu halkı adına şükranlarını sunmuştur.

Dünya Müslümanları her fırsatta ona minnettarlıklarını sunmaya çalışmışlardır. Örneğin 18 Temmuz 1922’de Hindistan Karaçi’de buluşan Müslümanlar, bu toplantıda İslam adına dövüşen Mustafa Kemal Paşa’ya “Seyf-ül-İslam” (İslam’ın Kılıcı) ve “Mücahid-i Hilafet” (Hilafetin Savaşçısı) unvanlarının verilmesi kararlaştırılmıştır. Mustafa Kemal Paşa, sadece İslam değil, bütün Asya’ya zaferle gurur vermiştir.

Ogünlerde Hindistan’da bulunan Zeki Velidi Toğan, Hint Müslümalar’ında ki Mustaf Kemal sevgisini şöyle gözlemlemiştir.

“Bombay’da bir cami’ye girmiştim. Duvarına “Zinde bad Mustafa Kemal” diye yazılmışbir levha asılmış olduğunu gördüm. Yani” Yaşasın Mustafa kemal” Mihrabın sol tarafında da iki rahle üzerinde Kur’an’ı Kerim ile Mesnevi bulunuyordu. Hindistan Müslümanları Mustafa Kemal Paşa’yı kendi milli kahramanları sayıyorlardı.

Mustafa kemal Paşa’nın, işgalci Hıristiyan emperyalistlere karşı kazandığı başarılarla, İslam dünyasında bir İslam efsanesi haline gelmiştir. Bir tarafta Hintli Müslümanlar camilerde onun başarısı içi dua ederlerken, diğer taraftan onula ilgili efsaneler dilden dile dolaşmaktadır.

İslam dünyası Mustafa Kemal Paşa’nın İslam adına savaştığına öylesine yürekten inanmıştır ki Hz. Muhammed’in de Mustafa Kemal’e yardım ettiği düşünülmeye başlamıştır.

Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’ya gelen Hz. Muhammed soyundan Libyalı Şeyh Ahmet Sunusi, rüyasında Hz. Muhammed’i görmüş ve koşup derhal elini öpmek istemişi Hz. Muhammed kendisine sol elini uzatınca buna şaşıran ve üzülen Şeyh,

“ Ya Resullullah, niçin bana sağ elinizi uzatmadınız” diye sorunca, Hz. Muhammed şu cevabı vermiştir.

“ Sağ elimi Anakara’da Mustafa Kemal’e uzattım”

Mustafa Kemal, Müslümanlar için öncelikle bağımsızlık sembolüdür.

Bunlar tarihimizde az anlatılan konulardır. Dünya Müslüman halkları Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Anadolu’da Haçlılara karşı başlayan Milli Kurtuluş Hareketi’ne canla başla destek olmuşlardır.

Adnan GÜLLÜ

Tarih Araştırmacısı

Faydalanılan Kaynaklar

  • II. Abdulhamit ve İslam Birliği ( Cezmi Eraslan 1995)
  • İslam Birliği ve Mustafa Kemal ( Metin Hülagü 2008 )
  • Atatürk ile Allah Arasında (Sinan Meydan 2009)
  • Kurtuluş Savaşı Günlüğü (Zeki Sarıhan 1996)
  • Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’da Yeni Gün ( Nurettin Gülmez 1999)
  • Atatürk Din ve Din Adamları ( Ali Sarıkoyuncu 2002)
  • Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi Sayı 37 (Doç.Dr. Salih Cöhce Mart 1997)

Kaynak: http://bizimelbistangazetesi.com/yazar.asp?yaziID=16476

Print Friendly

Leave a Reply